Bir Garip Ekonomik Buhran Beklentisi (1): Mümkün mü?

Başlıktaki ironi; kimi muhalifin, gazetecinin ve iktisatçının sürekli üzerine kehanette bulunduğu ama bir türlü gerçekleşmeyen ekonomik buhran beklentisi üzerine. 2016 Eylül ayı itibarıyla ivmelenen dolar kurunun ocak ayı başında 3,60 seviyesine ulaşmasıyla birlikte kriz beklentisi tekrar alevlendi. Tekrar diyorum çünkü bu beklenti küresel piyasalardaki ilk çatlağın (ABD eşik altı konut kredilerindeki batıklar) oluştuğu 2007 yılı yaz aylarından beri hâkim. 2007’den bu yana uzun zaman geçmesine ve biz iç politikanın günden güne gerildiğini hissetmemize rağmen; talihli bir şekilde ülkemizi yerle bir edecek tarzda bir ekonomik buhran oluşmadı. 2008 yılındaki küresel finansal kriz sonucu oluşan ve teğet olarak geçip geçmediğini uzun süre tartıştığımız 2009’daki 1 yıllık kriz; ertesi yıllarda telafisinin kuvvetli bir şekilde gelmesi nedeniyle buhran arayan kriz tellallarını tatmin edemedi. Hal böyle olunca önümüzdeki dönemde bir krizin mümkün olup olmadığını sorgulamak şart oldu.

Öncelikle ekonomik aktivitede gerçekleşen türbülans-sallantı, resesyon-daralma, kriz ve buhran-depresyon gibi kavramları anlam karmaşası olmaması amacıyla kısaca birbirinden ayırmakta fayda var. Türbülans-Sallantı şeklinde ifade edebileceğimiz dalgalanmalar finansal piyasalardaki hareketliliğin olması gerekenin üzerine çıktığı dönemleri ifade ediyor. Bu tip dönemlerde uzun vadeli yatırım kararlarını almak zor olduğu için ekonomik büyüme düşük hızda devam ediyor. Türkiye’nin 2011 yılında cari açık rekoru kırması sonucu alınan zorunlu soğutucu önlemler nedeniyle, 2012 yılından beri böyle bir dönemde olduğunu söyleyebiliriz. Resesyon-Daralma ise belirsizlikler, olumsuz şoklar veya ekonominin büyüme potansiyelinin tükenmesi sonucu olan kısa süreli ekonomik küçülmeleri içermekte. Teknik olarak 2 çeyrek üst üste eksi büyüme resesyon şeklinde tanımlanmakta. Örneğin 2016 yılı 3. çeyreği ile oluşan eksi büyümenin yılın son çeyreğinde de devam etmesi halinde bu Türkiye’nin teknik resesyona girdiği anlamına gelecek. Ekonomik kriz ise iki çeyrekten daha uzun ve şiddetçe daha derin olan ekonomik daralmaları tanımlamakta. Türkiye en son 2008 yılı 2. çeyreğinden başlayarak bir yıl süreyle bu olumsuz süreci yaşamıştı. Depresyon-Buhran ise bir ekonomik krizden kısa süreli çıkış sağlansa bile tekrar yeni bir krizle karşılaşıldığı ve uzun süren küçülme sonrası sosyal patlamaların meydana gelerek siyasi çöküntünün oluştuğu çok özel bir durum. Memleketimizdeki kriz tellallarının uzun süreden beri bekledikleri bu çapta bir ekonomik dram. Çünkü böyle bir ekonomik sıkıntı sonrası demokratik bir ülkede iktidarın yerini koruması imkânsız, yarı demokratik ülkelerde ise imkansıza yakın çok ender bir durum (Örneğin 1996 yılı Rusya’da yıllar süren ekonomik buhrana rağmen Batı desteği ile Yeltsin’in tekrar seçilebilmesi). Türkiye bu sürece en son 1994 yılında girmiş, 2001 yılında anca çıkabilmiş; bu süre boyunca 1994-1999-2001 yıllarını küçülmeyle kapatmıştı. Ara yıllardaki büyümeler aşırı genişleyici para ve maliye politikalarıyla sağlanmış; bu tip popülist büyümenin devamlılığı iktisaden sağlanamayacağı için 2001 Şubat ayında ülkemiz nihayetinde havlu atmıştı. Toplumsal olayların baş göstermesi sonucu 2002 yılı genel seçimlerinde iktidardaki 3 parti ile meclisteki 2 muhalefet partisinin tamamı baraj altı kalmış; bir önceki dönemde mecliste bulunmayan iki parti mecliste iktidar ve ana muhalefet olarak temsile hak kazanmışlardı. Son dönemde ise benzer bir ekonomik buhrana 2008 yılı itibarıyla Yunanistan girmiş olup aradan geçen yaklaşık 9 yıla rağmen hala kalıcı ekonomik istikrar oluşturulamadı.

Tarafsız bir biçimde mevcut durumu inceleyebilmek için tipik bir ekonomik krizin temel nedenleri güncel veriler çerçevesinde değerlendirilmeli. Büyük bir ekonomik krize neden olabilecek başlıca olağan şüpheliler ise: devletin borçlarını ödeyememesi, bankacılık sisteminin çökmesi, varlık fiyatlarındaki balonun patlaması ve ödemeler dengesi finansmanının sağlanamaması. Ekonomik krizi buhrana dönüştürebilecek faktör ise sosyal patlama yaşanması. ABD’de 1929 yılındaki daralmanın Büyük Buhran, 2008 yılındakinin ise Büyük Resesyon şeklinde anılmasının temel sebebi de bu farklılık.

Önümüzdeki öngörülebilir 1 yıla ilişkin iktisadi beklentimizi oluşturabilmek amacıyla karnemizin en güçlü olduğu kısım olan devletin borçlarını ödeme kapasitesini inceleyelim. Sağlıklı bir kamu borç yönetiminde şokların etkisini azaltan temel faktörlerin borçlanmanın yerli para cinsi, sabit faizli ve uzun vadeli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Hazine Müsteşarlığı tarafından Kasım 2016 döneminde yayınlanmış olan temel istatistiklere göre borç stokunun %64,1’i TL cinsi ve %59,6’sı sabit faizli. Borçlanma vadesi durasyonu ise TL cinsi için 2,5 yıl, döviz cinsi içinse 6,5 yıl. Borçlanma maliyetlerini kısaca incelersek de nominal olarak yüksek gözükse de reel olarak piyasanın enflasyon beklentilerine göre TL cinsi %0 ila %3 oranları arasında. Döviz cinsi borçlanmada ise ABD dolar ve Almanya avro faizlerinin yaklaşık %3 kadar üzerinde olağan bandında seyretmekte. Buraya kadar olan istatistikler 2013 Mayıs ayına kadar devam eden kamu borçlanmasındaki düzenli iyileşmenin durduğu yine de kötüleşmenin ilk sinyallerden öteye gitmediğini gösteriyor. Yıl sonu bütçe açığı beklentisi bu yıl ve önümüzdeki yıllar için yüksek öngörülmeye başlansa da; toplam borcun GSYH’ye oranı %33 ile diğer ülkelere kıyasla çok düşük düzeyde ve en büyük artımız. Son olarak önem arz eden üstü örtülü bir diğer nokta ise kamunun doğrudan borçlanmadığı ama yerine belediye veya KİT gibi kamu kurumlarının dış borçlanmalarına verdiği hazine garantileri. Buradaki üstlenim oranı da %2,9’la yakın geçmişle paralel seviyede. Ülke maliyesinin gelir tarafında ise Orta Vadeli Plan çerçevesinde olumsuz bir şok beklenmemekle birlikte, olası vergi gelirlerinde erime ihtimaline karşı kasım ayındaki ÖTV artışları ile adil olsun olmasın önlem erkenden alınmış durumda. Hatta küresel kriz sonrası ülkemizde 3. kez çıkarılan vergi affından da yaklaşık 40 milyar TL gelmesi mümkün.

Özetle ülkemizin kamu maliyesi sağlıklı yapısını koruyor ve borcunu alacaklısını endişeye düşürmeden ödeyebilmekte. Bununla birlikte neredeyse tüm kalemlerde 2001 krizi sonrası gerçekleşen kuvvetli iyileşme trendinin 2013 sonrası durduğunu; 2016 itibarıyla de çok cüzi oranlarda da olsa ilk kötüleşme belirtilerinin ortaya çıktığını not düşmeliyiz. Bu ilk bozulma sinyalleri kısa vadede olmasa da uzun vade için erken alarm niteliğinde. Yine de rahatlıkla söyleyebiliriz ki kamu maliyesi ve finansmanımız özellikle gelişmiş Dünya’daki örnekleriyle kıyaslandığında fazlasıyla güçlü. Ötesi başka bir nedenle oluşabilecek ekonomik kriz halinde genişleyici maliye politikası ile ekonomiye destek verebilecek kuvvette de. Bununla birlikte süreklilik arz eden bir ekonomik travmayı yalnızca genişleyici maliye politikasıyla çözebilmek mümkün değil. Böyle zorlayıcı bir politika kullanımında oluşacak öldürücü yan etkilerden korunmak için ABD gibi dolar basma yetkiniz ya da Çin ve Japonya gibi devasa dolar rezervlerinizin bulunması gerekiyor.

Bir sonraki yazıda Türkiye’nin elinin nispeten daha zayıf olduğu ama yine de an itibarıyla güçlü gözüken finans sektörü ve emlak piyasası üzerine odaklanacağız.

 

 

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

One thought on “Bir Garip Ekonomik Buhran Beklentisi (1): Mümkün mü?

  1. Anlaşılır bir dil ve özlü bir anlatımla kaleme alıp meraklısını aydınlatmışsınız.Devamında yazacaklarınızı da ilgi ile bekliyorum. Kaleminize sağlık.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s