HAYIR için Ne Yapmalı?

Çoğunluğun aksine referandumu büyük bir fırsat olarak görüyorum. 2011 itibarıyla, önce sessizce sonra aleni bir şekilde istikameti değiştirilen Türkiye’nin geleceğine ilk kez doğrudan biz karar vereceğiz. Elbette bu referandum olması gerektiği gibi adil bir şekilde gerçekleşmeyecek. Yine de uzun zamandır dayatılan “Yeni Türkiye” projesine milletçe ilk kez doğrudan HAYIR deme şansına sahip olacağız. Referandum talebinde bulunan taraf zaten çoğu kaleyi eline geçirdi ve geçirmeye de devam etmekte. Açgözlülük ve hırslarına mağlup olarak ortaya bir anayasa değişikliği paketi çıkarttılar. Belki hala farkında değiller ama HAYIR oyu ile sarsılma ihtimallerini dikkate almayarak büyük bir risk almış durumdalar. Şüphesiz olası bir HAYIR sonucu ile Türkiye medeni değerlerine bir gecede yeniden kavuşamayacak. Ama kaybedilen değerlerin yeniden elde edilmesi sürecinin önü açılabilecek. Şu kesin; sandıktan evet de çıksa hayır da çıksa Türkiye aynı Türkiye olmayacak. Muhtemelen evetle bilinçsiz bir şekilde bitkisel hayatla yoluna devam edecek, ikincisinde ise, komada da olsa hala nefes almayı başarabilecek.

Önümüzdeki referandumdan çıkacak evet kararı 2002 yılından beri izlenen politikaların halk tarafından aklanması ve geriye dönüşü olmayacak bir biçimde sürdürülmesi anlamına gelecek. Bugüne kadar, ülkemizi hiçbir seçim, hiçbir askeri darbe veya teşebbüsü, hiçbir iktidar değişikliği böylesine geriye dönüşü olmayan bir yola hapsetmemişti. Bir kez daha söz hakkımızın olmayabileceğini aklımızdan çıkarmadan mücadele vermeli. Peki ama nasıl bir mücadele? Unutmayalım ki 2002 yılından bu yana denenen neredeyse her çaba nihayetinde başarısız oldu.

Öncelikle bu referandumun genel seçimlerden farklı olduğunu hatırlamak gerekiyor. Baraj sorunu, birinci parti olma zorunluluğu, koalisyon kurabilme sayısı gibi meseleler bu referandumda yok. Sahnede siyasi parti liderleri ve ideolojileri de bulunmuyor, karar verici doğrudan halkın ta kendisi. Tek gerekli olan ise yarıdan bir fazla HAYIR oyu.

Referandumun kaderini çizecek seçmen kitlesini belirlemek şart. Çok açık bir şekilde CHP ve HDP tabanları önerilen sisteme karşılar ve fire vermeyecekler. Mecliste temsil edilmeyen küçük partilerin tavırları da çoğunlukla HAYIR’dan yana. Sandığa gitmekte ihmal yaşanmadığı müddetçe asgari %40’lık HAYIR oyu görünüyor. Diğer taraftan 7 Haziran seçimlerinde AKP’ye oy veren seçmenin tamamı (toplam seçmenin yaklaşık %40’ı), yeni sisteme fikren tamamen katılmasalar da evet oyu kullanmaları yüksek ihtimal. Bu grubun son 15 yılda iktidara yakın olmakla elde ettikleri geliri ve prestiji kaybetmeyi göze almaları mümkün değil. Geriye kalan MHP seçmeni ve 7 Haziran’da AKP’ye oy vermeyip 1 Kasım’da AKP’ye oy veren kesim. Başka bir ifadeyle hedef kitle %20’lik sağ eğilimli grup.

Bu kitle Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki önderliğine minnettarlık duyan, yaptığı devrimlerle büyük ölçüde barışık olan, gündelik hayatlarında ise muhafazakârlığın etkili olduğu kişilerden oluşuyor. Erdoğan’a karşı mesafeli olanlar MHP’ye oy vermekteler. Geriye kalanlar ise son dönemde ülkenin gidişatından memnun olmasalar da AKP dışında sağ kanatta bir alternatif göremeyip isteksizce de olsa oylarını AKP’ye atmış olanlar. Referandum sonucunu belirleyecek bu %20’lik kesim sol politikalara ve Kürt meselesine oldukça mesafeli. Dolayısıyla CHP ve HDP’nin kendi seçmenlerini sandığa taşımak için yapacağı çalışmaların, arada kalmış bu seçmenlerde karşılığı yok. Ötesi, ters tepme ihtimali var. Öyleyse ne yapmalı?

Propagandanın nasıl yapılacağı kadar nasıl yapılmaması gerektiği de mühim. Hangi gelir veya kültür grubunda olursak olalım diğer insanlara üstten bakmak ve sahte bir alçakgönüllülükle yaklaşmak karşımızdakini ikna etmekten öte daha da tersi istikamete itecektir. Bu kitleyi sürekli olarak iktidarın nimetlerinden faydalanmakla suçlamak, muhafazakarlıklarıyla dalga geçmek, gerçekleri göremediklerini iddia edip saf yaftasıyla küçümsemek bir nevi evet kampanyasına hizmet etmek olur. Bu gerekçelere hak verilse dahi egolarımızı kontrol edip sonuç odaklı bir şekilde referanduma kitlenmek şart. Unutmayalım ki evet kararının geri dönüşü yok.

HAYIR kampanyasının en kilit noktası böyle bir değişikliğin gerekli olmadığının vurgulanması. Hedef kitle mevcut durumda tüm yetkinin Erdoğan ve AKP iktidarında olduğunun farkında. Bu nedenle başkanlık sisteminde neden ısrar edildiği konusunda kafa karışıklığı içindeler. Bu karışıklığı yönlendirebilmek amacıyla AKP, mevcut sistemle terör ve ekonomik sorunların çözülemediğini iddia eden bir strateji izliyor. Kritik nokta da burası, hedef kitlenin yeni rejimle ülkenin sorunlarına yeni bir çözüm anlayışı getirilemeyeceğine ikna edilmesi gerekiyor. Üstelik böyle bir dönemde referandumun zaman ve enerji kaybına yol açtığının net bir şekilde gösterilmesi önemli. Bu strateji daha önce başarıya ulaştı. Nerede ve ne zaman mı? Türkiye’de ve 1988’de. Ekonomik durgunluğun kokusunu alan Özal, bir yıl sonra yapılması gereken yerel seçimleri erkene almayı içeren anayasa değişikliği maddesini referanduma götürdü. Halk bunu gereksiz gördü ve %65’lik HAYIR oyu ile Cumhuriyet tarihinin tek HAYIR çıkan referandum sonucuna imza attı. 67 il arasından yalnızca Özal’ın memleketi Malatya’nın evet oyu kullanması, referandumun o dönemde de yalnızca şahsi çıkarlar üzerine kurulduğunu açıkça gösterdi.

Son olarak bu referandumun eşsiz bir fırsat olabileceğini unutmayıp, umudu koruyup, sandığa gitmek şart. AKP tarafından halka sunuluyorsa her koşulda evet çıkarılacaktır diyerek ümitsizlikle rehavete kapılmak yerine; herkes oyunu kullanmalı ve devamında oyuna sahip çıkmalı. Bu referandumda tek sandık ve yalnızca evet-HAYIR içeren küçük oy pusulası kullanılacak. Başa baş sonuçlanmaması halinde saat 5’te sandıkların kapanmasını takiben akşam saat 8 dolaylarında hepimiz sonucu hızlıca görebileceğiz. Mevcut güç sahibi tarafın kaybedecek çok şeyleri olduğunu ve kazanmak için her şeyi mübah kılacağını unutmadan oyumuza sahip çıkmak sonraki kuşaklara olan yükümlülüğümüz.

AKP iktidarı bugüne kadar olan tüm seçimlerde muhalefetin parçalanmışlığından faydalandı. Her şeyi elde etme açgözlülüğü ise muhalefete ilk kez partiler üstü bir biçimde birleşme imkânı veriyor. Bunun tekrarı olmayacak. Hedef kitleye yeni rejimin ülke sorunlarıyla hiçbir ilgisi olmadığının alçakgönüllülükle, net bir şekilde ve ötekileştirmeden ifade edilmesi sonucu belirleyecek. Sandığa gitmek ve oyuna sahip çıkmak zaten olmazsa olmaz. Bir HAYIR ile belki geçmiş geri gelmeyecek ama gelecek onlar için de artık bilinmezlik ve endişe içerecek.

 

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s