Kritik Dönemeç

Her ülkenin kaderini belirleyen önemli olayları kritik dönemeç olarak adlandırabiliriz. Google arama motoruna kritik dönemeç yazdığınız zaman birçok ülke için yapılan anlaşmalar, toplantılar kritik dönemeç başlığı adı altında karşınıza çıkacaktır. Türkiye için de kritik dönemeçler mesela 1946 yılında çok partili sisteme geçiş ile oldu. Tek partili sistemle var olan Türkiye’nin kurulu düzeni çok partili sisteme geçince değişti. Aynı şekilde 1959 yılında başlayan Avrupa Birliği maceramız kritik dönemece 1987 yılında yaptığımız tam adaylık başvurusu ile girdi.  Birçok kanunumuzu Avrupa Birliği normlarına göre düzenlemeye başladık. Devlet kurumlarımızın yapısını ve işleyiş biçimlerini Avrupa Birliği müktesebatına uygun hale getirmeye çalıştık.

1978 yılında Çin Halk Cumhuriyeti bugünkü tabir ile piyasa sosyalimizin geçmesiyle kritik bir dönemece girmiş oldu. Son 30 yılda Çin Halk Cumhuriyeti birçok alanda değişim gösterdi. Çin yeni oluşan ekonomik modele göre var olan kurumlarını yeniden tanzim etti ve sosyal hayat bu kurumlara göre şekillenmeye başladı. 1991 yılında SSCB’nin dağılması Rus halkı için kritik bir dönemeçti ve Sovyet devlet sisteminin getirdiği kurumlar büyük dönüşümden geçerek şu an var olan Rusya Federasyonu’nu oluştu. Aynı şekilde SSCB yörüngesinden ayrılan Doğu Avrupa ülkelerinin sıralı olarak AB’ye kabul edilmesi, bu ülkeleri baştan aşağıya değiştirdi.  1958 yılında Avrupa Ekonomik Birliği’nin kurulması, şu an birlik sınırları içinde bulunan üye ülkeleri için bir kritik dönemeçti ve hayatlarını büyük ölçüde değiştirdi. Geçtiğimiz haziran ayında Birleşik Krallık yaklaşık yarım asır boyunca ortaklık yaptıkları AB’den ayrılma kararı alması da kritik bir dönemeç. Bu sürecin sonunda nasıl bir Birleşik Krallık karşımıza çıkacak kestirmekte zorlanıyoruz.

Ülkemize dönersek biz de yeni bir kritik bir dönemecin arifesindeyiz. Önümüzdeki dönemde anayasa değişikliği paketi halk oylamasına sunulacak ve halkın dediği esas olacak bu oylamada. Referandumun sonucu ne olursa olsun  eski Türkiye ve yeni Türkiye olarak adlandıramayacağımız bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız. Çünkü kurulduğu günden itibaren çoğulcu demokrasiye geçemeyen ülkemizin oluşturduğu kurumların, çağın gereksinimlerine ne kadar cevap verdiği ortada.  Eğitim ve hukuk sistemimiz buna en güzel örnek olduğu kanaatindeyim. Hepimizin ortak arzusu olan daha müreffeh bir Türkiye’yi nasıl inşa edeceğiz oylamasını esasında yapacağız.

 

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s