Propaganda Dili (1): Akıldışının Normalliği

“Eğer bekar bir insan tespit edilirse önce kolluk kuvvetleri tarafından yakalanıyor ve bir otele getiriliyor. Bu otelde insanların 45 gün süre içinde romantik bir eş bulması bekleniyor. Eğer bulamazlarsa, daha önceden belirledikleri bir hayvana dönüştürülüyorlar.

Her akşam otelde, katılımın zorunlu olduğu bazı gösteriler var. İlkinde, bekar insanlar, bekar hayatlarının ne kadar kötü olduğuna dair konuşturuluyor. Ardından, otelde tanışıp evliliğe karar veren insanlar konuşuyorlar, mutluluklarını bekar kitleler ile paylaşıyorlar. Daha sonra, evli ve bekar insanların karşılaştırmalı olarak anlatan piyesler sergileniyor, bekarlığı yerip evliliği öven şarkı ve marşlar söyleniyor.”

Yukarıda kısmen anlattığım kesitler, gerçek bir modern kült diyebileceğim “Lobster-Istakoz” adlı filmden. Bu film kurgusal, baskıcı bir distopya dünyasında geçiyor.

Propaganda nedir?

Propaganda, yukarıdaki özette ikinci paragrafta yapılan şeydir. Bu filmdeki, bekarlık karşıtı, evlilik lehinde bir propaganda. Peki daha genel tanımlamak istersek?  TDK’ya göre:

“Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca”

Cambridge sözlüğünde ise “bilginin doğruluğuna bakılmaksızın” diye ek bir bilgi daha var.

Kitle iletişimi profesörü Nelson ise daha kapsamlı bir tanım veriyor:

“İdeolojik, politik ya da ticari amaçlar için ana akım medya kullanılarak üretilen (doğruluğu fark etmeksizin) tek taraflı mesajların iletilmesi aracılığıyla hedef kitlenin duygu, düşünce, tavır ve eylemlerini etkilemeye yönelik sistematik kasıtlı çaba”

Propagandanın sözcüğü, İngilizce’deki “propagate=yaymak” kökünden geliyor. Yazılı olarak ilk kullanımı ise, Katolik kilisesinin inancı Katolik olmayan topraklarda yaymak için kurduğu bir yönetsel birimin adı olması. Burada, din gibi dogmatik bir yapıdan çıkıyor olması ise tesadüf değil.

Hayatımız propaganda

Eminim ki, propaganda dediğimde aklınıza ilk olarak “Hitler” ve propaganda bakanı “Goebbels” ve anti-semitizm propagandaları geliyor. Belki de Komünist-Sovyet propagandaları. Ya da Batıda sıklıkla yer alan anti-komünist propaganda. Belki de ABD’nin Vietnam filmleri. Kesinlikle haklısınız. Hepsi çok iyi örnekler. Fakat propaganda bundan daha fazlası. Tüm hayatımızı ve düşünce biçimimizi etkileyen kasıtlı bir çaba.

Bu yüzden propaganda tanımında dikkatinizi çekmek istediğim birkaç şey var.

  • Yaymak kökünden geliyor olması
  • Bilginin doğruluğunun önemini yitirmesi
  • Politika veya ideoloji ile sınırlı olmaması, ticareti de içeriyor olması (yani tüm hayatımızı)
  • Sistematik olması

Propagandaların en önemli aracı ise “slogan”. Yine, tanımı doğru yapmak adına, TDK’ya başvuralım:

“Bir düşünceyi kolay hatırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz”

 Aşağıdaki sloganları inceleyin:

“Taraf olmayan bertaraf olur.”

“Let’s make America great again!”

“Yeni Türkiye!”

“AAA, Türkiye’nin lastiği”

“BBB, iyilik kaynağı”

“Sağlamsa, CCC”

“Her Türk asker doğar”

“Türkiye laiktir, laik kalacak”

Yukarıda okuduğunuz sözler, bu aralar sıkça duyduğunuz propaganda sloganı örneklerinden. Gerçeği karşılayamayacak kadar basit genellemeler, “ya siyah ya da beyaz, ortası yoktur” şeklinde ayrıştırmalar içeriyor.

Bu sözler ve bunlarda kullanılan dil size muhtemelen garip gelmiyor. Çünkü tüm hayatımız bu tip bir dilin saldırısı altında. Özellikle bir seçim döneminde olduğumuz düşünülürse bizim için kısmen normal bir durum. Fakat durum burada bitmiyor. Milli eğitimden askerliğe, televizyonu her açtığımızda gördüğümüz reklamlardan, futbol maçlarına bu dile sürekli maruz kalıyoruz.  Bu dili üretmek için insanlara para ödeniyor, yazılı ve görsel medya çalışanları bunun için emek ve kaynak harcıyor, hatta akademik bölümlerde bunu daha iyi yapabilmenin eğitimi veriliyor.

Peki ne için?

Doğruluğu olmayan, ya da en azından kısmen doğru olsa bile bütünüyle doğru olmayan, insanların da doğruluk beklentisinin olmadığı bir dil için. Bu işte bir gariplik var.

Akıldışı, ama garipsemiyoruz

Yukarıdaki örneklerden, lastik ile ilgili olan iki tanesini ele alalım örneğin.

Bir lastik markası diyor ki, “sağlamsa XXX.” Mesela, bunun doğru olduğunu kabul edersek, sağlamsa başka marka olamaz mı? Peki, bu markadan başka sağlam lastik yok mu? Biliyoruz ki bu slogan doğru değil. Kaldı ki, hiçbir markanın ürün gamı sadece sağlamlık üzerine kurulu değil. Bazı lastiklerin ekonomik olması gerekiyor, bazılarının ise kısa ömürlü ama yüksek performanslı. Yani bu sloganın içi boş.

Rakip marka da demiş ki, “Türkiye’nin lastiği”. Peki diğerleri değil mi? Bu marka Türkiye’de üretiyor, ama diğerleri de üretiyor. Demek ki bu ayırt edici bir özellik değil. Üstelik, bu marka, ithal lastik de satıyor. Yani, bu sloganın da içi boş.

İçi boş olan bu iki slogan da TV reklamlarında boy gösteriyor, yazılı basında ilanları var. Bu boş sloganları hazırlamak için reklam ajanslarına, gazete ve televizyonlara ve pazarlama çalışanlarına para ödeniyor. İşin garibi, hepimiz de biliyoruz ki, bu sloganlar anlamsız. Yani, bu sloganlara bakarak alışveriş yapmıyoruz. Yine de bunu hiçbirimiz garipsemiyoruz.

Propaganda dilinin gözümde en önemli özelliği de bu. İçinin boş olması ve bizim bunu önemsemiyor olmamız.

Ciddiye almadığımız bir şey bizi nasıl etkileyebilir?

Propaganda dilinin tehlikesi de buradan geliyor tam olarak. Biz önemsemediğimiz için, çok alışıp rahatsız olmadığımız için hayatımıza fazlasıyla giriyor ve otomatik olarak düşünce biçimimizi etkilemeye başlıyor.

Örnek: Propaganda dilinin araçlarından biri aşırı basitleştirmedir. Ya siyahtır ya beyaz. Ya iyidir ya kötü. Ya artıdır ya eksi. Sözgelimi Facebook, bütün düşüncelerimizi bir “like” butonuna indirgemiş. Hakkını yemeyelim, şimdilik fazladan dört seçeneği daha var. Her sinema izleyicisinin başvurduğu bir IMDB ise tüm sinema dilini 1 ile 10 arasında bir skalada basitleştirmeyi uygun görmüş. Yakında gireceğimiz bir referandum var, bu referandumda ise tüm düşüncelerimiz evet ya da HAYIR olmak üzere 2 seçeneğe indirgenmiş durumda. Hakikat çok boyutlu bir şey olmasına rağmen, tüm sınavlarımız da 5 seçeneğe indirgenmiş durumda.

Propagandaların içi boş olabilir, ama dili ve yöntemi hayatlarımıza hükmediyor. Yazının bir sonraki bölümünde, propaganda dilinin yöntemleri ve hayatımızdaki etkilerini ve ne yapabileceğimizi ele alacağız.

 

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

 

One thought on “Propaganda Dili (1): Akıldışının Normalliği

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s