Propaganda Dili (2): Propagandacıların 9 Silahı

Propaganda dili yazı dizimizin birinci bölümünde propagandanın ne olduğundan, akıldışılığından, buna rağmen düşünce biçimimizi bir yöntem olarak ele geçirdiğinden bahsettik. Yazının ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz. Bu yazıda ise bu dilin öne çıkan temel karakteristiklerini tartışacağız.

  • Korkutma

Korkunun kullanımı, sıklıkla gördüğümüz bir durum. Bunu en çok yapanlardan biri ABD yeni başkanı Trump. Slogan:

“Göçmenler işlerinizi elinizden alacak.”

Burada dil, önce kendine bir düşman belirler. Düşman ile korku özdeşleştirilir. Trump, burada insanların ekonomik korkularını göçmenler üzerinde somutlaştırıyor. Meksika’ya duvar örmesi, konuyu çözmek için değil, imajı pekiştirmek için. Geçtiğimiz yıl ABD’de bir Müslümanın yaptığı silahlı terör eylemi ise, anti-İslam propagandasında ekmeğine yağ sürmüş durumda. Oysa biliyoruz ki, ABD’deki işsizliğin sebebi göçmenler değil. Zira, çoğu binlerce kişi için iş yaratıyor.

Korkuyu sürekli canlı tutmak icap eder. Bu yüzdendir ki tarihe “Reichstag yangını” olarak geçen olayda Alman meclisi yakılmış, bunun için komünistler suçlanmıştır. Fakat, daha sonra olayı Hitler’in organize ettiği görülmüştür.

Başka bir slogan:

“Bunlar eski günlere geri dönmek istiyor, fakat milletimiz cevabını verecektir.”

Çözüm: Korkuları boşa çıkarın. Korkunun karşıt dili umuttur, umuttan vazgeçmeyin.

  • İlgisiz değerlerle ilişkilendirme

 Bu yöntemde, yaygınlaştırılmak istenen davranış, daha kabul görmüş başka davranışlar veya değerlerle ilişkilendirilir. Bunun için verilebilecek pek çok örnek var, fakat bana en çarpıcı olanı, Ramazan ayında yapılan kola reklamları geliyor. İftar sonrasında açılan kola temalı. Açıkçası, Müslüman dünyası ile tek paylaştığı ortak değer, bu ülkelerde bir pazarının olması olan, yine ülkemizde bile İslami hassasiyetleri olanların asla gitmeyeceği festivalleri, konserlere sponsor olan markaların, ramazan ayı ile birlikte markalarını yan yana getirme çalışmaları, bana çok samimiyetsiz geliyor.

Tüm ülkelerin askeri birimlerinde de benzer sloganları görebilirsiniz. Erdemli olmak, ülkeyi sevmek hep askerliğin bir parçası olarak gösterilir.

Vergi dairelerinden bir slogan: “Ülkemi seviyorum, vergimi ödüyorum”

Süt reklamı: “Daha doğal ne olabilir ki?”

Bahsedilen süt, gün yüzü görmeyen ineklerin sürekli makinelere bağlı şekilde kalmasıyla elde ediliyor. Aynı inekler, sütten kesilmemesi için sürekli olarak hamile bırakılıyor ve yavrusu hemen elinden alınıyor ki o sütü biz içelim. Fakat bu sütten daha doğal ne olabilir ki?

Çözüm: İlgisiz konuların yan yana getirildiği yerlerde bir gözünüzü açık tutun.

  • Etiketleme

Etiketleme, bir önceki maddenin tam tersidir. İstenmeyen düşünce ve kişiler genellikle haksız bir şekilde yaftalanır. Bu yaftalama yeterince kullanıldığında insanların düşüncelerinin değişmeye başlar. Bu yöntem etkilidir. Çünkü insan beyni basit düşünmek ister. Kolaya kaçar. Etiketler, doğal düşünce biçimimizdir. Evrimsel bir sonuçtur. Etiket, kasıtlı olarak ve yeterince sık kullanıldığında, insan beyni sadece etiketle alakalı şeyleri görmeye başlayacaktır.

“Gavur İzmir”

“Sıradan çinko piller”

Bunun dışında, Türkiye’de tüm partiler için en az bir adet hazır etiket zaten bulunmaktadır. Burada ayrıca anmayı gereksiz buluyorum.

Çözüm: Etiketi gördüğünüz yerde farkına varın, uyarın, etiket kullanmayın.

  • Kötüyü refere etme

Bu yöntemde belli bir düşünce ya da aksiyon, sevilmeyen kişi ya da gruplarla özdeşleştirilir. Bunun en açık örneğini referandum sürecinde takip edebiliyoruz.

Devlet Bahçeli:

“Doğu Perinçek ve Recep Tayyip Erdoğan arasında kalsak, tabi ki tercihimiz Erdoğan olur”.

İyi de ikisinin arasında değilsiniz ki?

HAYIR cephesinden de bir örnekle devam edelim.

“Hülya Avşar evet diyor, sen de mi evet diyor musun?”

Yine, hepimiz biliyoruz ki, Hülya Avşar’ın evet demesinin anayasa değişikliği içeriği ile ilgisi yoktur, hatta evet diyenlerin de genel olarak onunla ortak noktası yoktur.

Çözüm: Şunu ifade edin: “X kişisi tuvalete gidiyor, sen de gidecek misin?”

  • Alan dışı otorite

Bu yöntemde, halk arasında sevilen ve farklı bir nedenle saygınlığı olan kişilerin, alanlarının dışına çıkarak refere edilmesi vardır. Yine referandum sürecinden örnek verecek olursak, futbolda otoritelerinin, evetçi ve hayırcı olarak kampanyalar yaptığını görüyoruz. Oysa bu insanların siyasetle profesyonel düzeyde ilgisi yok. Bizden fazladan bildikleri tek şey futbol, onun da bu süreç ile ilgili yok.

“Sen de var mısın kardeşim?”

Çözüm: Alanın dışına çıkan kişilerden yetkinlik ispatı isteyiniz, yoksa ciddiye almayınız.

  • Aşırı basit nedenselleştirme

Aşırı basitleştirme sık düştüğümüz hatalardan biridir. Güvenilir bir analize dayanmayan çıkarımları kapsar. İnsanlar basit düşünmeye meyilli olduğu için, iyi propaganda uzmanları sıklıkla kullanır.

Mesut Yılmaz: “Bizden önce renkli televizyonlar yoktu, biz getirdik”

Türkiye’de halkın bir kısmı için kullanılan: “Bunlar makarnaya, kömüre oyunu sattılar”

Son ifadeyi sıklıkla duydunuz. Peki hangi bilimsel çalışmaya dayanıyor? Mesela, demografisi benzer yerlerden kontrol grubu seçilip, birinde makarna dağıtılıp diğerinde dağıtılmayıp, istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç mu elde edildi? Edilmediyse, kalitatif yöntemlerden hangisi denendi? Mesela, bin kişi ile mülakat mı yapıldı? Hayır mı, geçiniz.

Çözüm: Aşırı basit nedensellik olan yerde, kanıt isteyiniz.

  • Kalabalığa katılma

Propaganda dilinde, genellikle kalabalık örnek gösterilir. Çünkü insan psikolojisinde evrimsel bir hata (ya da avantaj) olarak, kalabalığa katılmak için yoğun bir dürtü vardır. Kalabalığa katıldığınızda hayat kolaylaşır. Oysa biliriz ki, ikircikli hiçbir konuda kalabalığın tamamen aynı düşünmesi mümkün değildir. Kaldı ki, kalabalık tamamen aynı şeyi düşünebilir, fakat yine de yanılıyor olabilirler.

“Her 10 kişiden 8’i markamızı tercih ediyor”

“Halk böyle istiyor”

“Bu filmin IMDB puanı 8.9”

Burada önemli olan bazı noktalar var. İlki, kalabalığın her konuda yetkin olmadığıdır. Örneğin IMDB puan vericilerinin çoğu sinema dilini bilmiyor. İkinci olarak bu tip rakamların çoğu yanlıdır. Yani, marka anketi gerçekten yapılmış olabilir, fakat sadece belli bölge ve kişiler için yapılmış da olabilir.

Çözüm: Annenizin sözünü hatırlatın: “Herkes uçurumdan atlasa, sen de atlayacak mısın?” Size komik gelebilir ama 1978’de Johnstown tarikatı 900 kişilik bir toplu intihar eylemi gerçekleştirmişti. Kalabalığa kayıtsız şartsız müdahil olmak, ölümcül sonuçlar doğurabilir.

  • Muğlak düşmanlar-Komplo teorileri

Muğlak düşmanlar stratejisi, yukarıdaki yöntemlerin bir karması. Korkutma, aşırı basit nedenselleştirme, kötüyü refere etme gibi stratejilerin karmaşık bir birleşimi. Gerçekte olmayan, olsa bile konu ile ilgisi olmayan düşmanlar üretilir. Daha sonra, bu düşmanlar korkuyu canlı tutmak, kutuplaşmayı artırmak, ve insanların duymak istediğini söylemek için kullanılır. Bu noktada insanları iyi tanımak gerekir. Suçu onlardan alıp başka insanlara (var olsun olmasın) atarsanız, insanların duymak istediğini söylemiş olursunuz.

“Doğunun böyle olmasının tek sebebi Batının yüzlerce yıllık politikaları.”

“Kuş gribinin arkasında Amerika var!”

“İç ve dış mihraklar…”

“Büyük ilaç firmaları kanserin çaresini gizliyorlar”

Çözüm: Bu mihrakların, neden Kanada’da ya da Japonya’da değil de sadece Ortadoğu’da olduğunu ısrarla sorunuz.

  • Alakasız karşılaştırmalar

Bu benim favorilerimden. Genellikle Yılmaz Özdil yapar. Yan yana koyunca anlamlı gibi duran, ama çok farklı arka planlara dayanan durumlar karşılaştırılır. Amaç, insanların belli konularda fikirlerini pekiştirmektir.

“Adı Ahmet, savaşta bir gözünü kaybetti. Kirasını ödeyemedi, intihar etti.

Adı Ahmad. Savaştan kaçtı. Suriyeli, devlet ona ev verdi, bir de maaşı var.”

Başka bir örnek ise;

“Geçen yıl 346 şehit verdik, hiçbiriniz Türk olmadınız. Bir Ermeni öldü, hepiniz Ermeni oldunuz.”

Çözüm: Onu kendi silahı ile vurun. Örneğin, dünyanın en büyük problemi, diyelim ki kanser, kanser için ne yaptığını sorun. Bir şey yapmadıysa, başka hiçbir şeye itiraz edemeyeceğini söyleyerek ona mantıksızlığını anlatın.

 

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s