Bürokrasi (1): Doğru İşi Yanlış Yapmak

“Yaşar Yaşamaz 12 yaşında bir Anadolu çocuğudur. İlkokula gitmek ister, fakat nüfus kâğıdı yoktur. Nüfus müdürlüğüne gittiğinde, kayıtlara göre Çanakkale Savaşı’nda şehit düşmüştür. Nüfus kağıdını alamaz, okula gidemez Yaşar. Fakat, 20 yaşına bastığı an inzibatlar alır onu askere götürür, çünkü askeriye kayıtlarında yaşamaktadır. Askerliğini yapar, fakat bu sefer de tezkeresini alamaz, çünkü nüfus kâğıdı yoktur. Bir şekilde memleketine döner, fakat gittiğinde babası ölmüştür. Alacaklılar babasının borçları için başına dikilir, fakat nüfus kâğıdı olmadığından yasal varis değildir ve mirasını alamaz. Ekmek parasını almak için İstanbul’a koşar, köylüsü Satı Bey’i bulur. Sözü geçen birisidir, müzede işe girmesi için bir dilekçe yazar, fakat dilekçede yazı silik olduğu için yine işe giremez.”

Aziz Nesin’in 1977’de o nüktedan diliyle kaleme aldığı bir hiciv olan ve defalarca sinemaya da uyarlanan “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz.” (1) isimli romanın bir kısmının özetini okudunuz. Yaşar’ın başına gelenler bunlarla bitmiyor, ama bu kadarı yeterli. Buna benzer durumların Türkiye’de gerçtekte de defalarca yaşandığı, devletin “hantallığı” ve “anlayışsızlığı” nedeniyle oluşan trajikomik olayları herkesin en az bir kere yaşadığı da bir gerçek.

O zaman gelelim derdimize. Derdimiz “Bürokrasi”.

Nedir?

Dilimizde bazı sözcükler vardır ki, anlamı aslında kötü olmamasına rağmen, hep kötü şeyler çağrıştırır. Bürokrasi de onlardan biri. Her zaman yaptığımız gibi, önce tanımı doğru yapalım ki, doğru şeyleri tartışalım. Bürokrasi ne demek?

Oxford sözlüğüne göre: “Kararların seçilenler yerine atanmış memurlar tarafında alındığı yönetim biçimi”

TDK’daki tanımı da benzer, fakat ikinci bir tanım da verilmiş: “Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik”

Bu ikinci tanım ülkemizde daha birincil anlam olarak kullanılıyor. Bunu daha sonra değerlendireceğiz.

İlk tanımda dikkat çekmek istediğim bazı noktalar var. “Büro-” zaten bildiğimiz bir sözcük, Fransızca’dan ofis-masa anlamında alınmış.” -krosi” kısmı ise Yunancadan geliyor ve politik güç demek. Yani, bürokrasi çok kültürlü bir sözcük ve aslında oldukça yeni. İlk kullanımı 1800’lü yıllarda. Bir uygulama olarak ise batıdan köken almaktadır. Bunda şaşıracak bir şey yok, zira bürokratik ihtiyaçlarının, sanayi ve paranın gelişmesinden sonra artacağını tahmin etmek zor değil.

Alman sosyolog Weber ise, karakteristiklerini aşağıdaki gibi sıralamış:

  • Katı bir iş bölümü (finans bölümü ayrı, satış ayrı, üretim ayrı bölümler, bunların uzmanları da ayrı ayrı)
  • Organizasyonel hiyerarşi (memur, amir, müdür vs.)
  • İşlerin devamlı olarak eğitimli ve yetkin kişiler tarafından yürütülmesi

Standartlaşma ve İnsan

Öncelikle bir konuyu açık edeyim. İnsanların tektipleştirimesini ve büyük organizasyonları saçma bulurum. İnsanı bir ürün olarak gören anlayış, ihtiyaçlarımızı, zevklerimizi, yediklerimizi, işlerimizi belirli kalıplara sokar. Söz gelimi, dünyanın her yerinde aynı ürün (BigMac) nasıl satılabilir, nasıl alıcı bulur hala aklım almıyor. Ya da içine 20 milyona yakın insan bulunduran İstanbul’un toplu taşıma rotaları nasıl birkaç yüze indirgenebilir? Daha ötesi, askerde bir insan sadece sayıdır, devlet için ise sadece bir numara. Numaraya ölüm kaydı girilmediği sürece, devlet nezdinde yaşıyordur, oysa ölmüştür o, devlet için bir numara değişikliği, sevdiği insanlar için çok büyük değişimlerdir. Üretimde, kelle hesabı yaparız bazen: şu kadar ürünü elleçlemek için 120 adam-saate ihtiyacım var. Üretim planlamada, hepsi benim için kaynaktır, kadın-erkek, yaşlı-genç, mutlu-mutsuz fark etmez.

Özetle, bu kadar büyük sistemler, standardizasyon getiriyor ve insancıl bulmuyorum. Bu konuda önereceğim bir kitap da var: Toplumun McDonald’laştırılması (2).

Bu standartlaşma işine bireysel olarak direnmekten başka (butik restoranları tercih etmek, bireysel tecrübeleri artırmak vs.) yapacak çok fazla bir şey yok şimdilik. Çünkü bu kadar büyük sistemleri değiştiremeyiz. Örneğin, devleti insancıl bulmuyorsunuz? Ne yapacaksınız? Mars’a mı gideceksiniz?

O zaman standart iş yapış şekillerini, standart işlerge ve prosedürleri kabul edeceğiz. Aslında bu standart prosedür dediğimiz şey, bürokrasinin kendisi oluyor. Yani, anlatmak istediğim şey şu; insani olan küçük sistemler, fakat sistemlerimizi küçük tutamıyorsak, mecburen bürokrasi oluşacak. Peki, sistemlerimizin dev sistemler olduğunu düşünürsek, bürokrasi yine de kötü bir şey mi?

Bürokrasinin Faydaları

Bürokrasi, büyük sistemler için kötü değil, faydalı bir şeydir. Örneğin, iş yerlerimizdeki yıllık izin prosedürlerini ele alalım. İnsan kaynakları için, ellerine düşen taleplerin önemli bir kısmı yıllık izin işleridir. Eğer her insan farklıdır düsturuyla talepleri ele alıyor olsalar, başka işlere zaman bulamazlar. Fakat çoğu şirkette, bir prosedürü vardır. Kişi talebini bildirir, yönetici onaylar. Yani bürokrasinin ilk faydası, standart işleri hızlandırması, yani verimlilik. Standart formlar ve belgeler (ikametgat vb.) buna büyük katkı sağlar.

İkinci faydası, bir devamlılık sağlaması. Örneğin, geçmişte Danimarka’da bir yıldan uzun süre hükümetin kurulamadığı bir dönem oldu. Hiçbir devlet işi ve yatırımı aksamadı. Çünkü, bürokrasisi kuvvetli olan devletler, kişilere bağlı değildir. Bu devamlılık sadece zamana bağlı değil, yere de bağlıdır. Örneğin, Türkiye’nin neresinde ikametgâh almak isterseniz, her yerde aynıdır. Süreçleri tekrar öğrenmeniz gerekmez, mevzuat okumanız da gerekmez, daha önce tecrübe eden birine sorabilirsiniz.

Hiç unutmam, zamanında bir şirkette ürünleri taşımak için, tekrar kullanımlı plastik bir kutu ürettirmeye karar verdim. Kafamda kutuyu tasarladım, internetten birkaç üretici firma buldum, bir tanesi ile de prototip yaptık. Tam 2000 tane sipariş vereceğim, sistem illa da 2 fiyat teklifi daha istiyor. Finans da iç denetim de onay vermeyince, mecburen iki firma daha bulduk, ihaleye çıktık. Başka bir firma gerçekten yarısı kadar fiyat verdi, ihaleyi aldı. Şimdi, iç denetçinin gözünden bakıyorum, harbiden ilk teklifi veren firma benim arkadaşım olabilirdi. Mesela, haksız kazancı bölüşecek olabilirdik. Bu da bürokrasinin bir diğer faydası, yolsuzluğu engellemesi.

İzmir Aliağa’da bir termik santral var. Fakat santral şu an çalışamıyor, çünkü bazı bürokratik engeller var. Bürokrasi karşıtlarının tam olarak önümüze getirebileceği bir örnek: Yatırım yapılmış, fakat devlet işleri yavaşlatıyor. Fakat neden çalışamadığına bakarsak, ÇED (Çevre etki değerlendirme) kararının iptal edilmiş olması. Peki neden iptal edilmiş? Çünkü çevreye olumsuz etki yarattığı için. İşte orada durup düşüneceğiz. Bizi yavaşlattığını düşündüğümüz süreçler, bazen bizim iyiliğimiz için olabilir. Bu da diğer faydası: çok yönlü kontrol sağlaması.

Son olarak, şeffaflık. Türkiye bürokrasisinde bile, elinizdeki belgelerle her zaman geriye dönük sorgulama yapabilirsiniz, geçmiş hataları düzeltebilirsiniz. Bürokrasinin iyi yanı, elinizde mutlaka belge bırakmasıdır.

Yazının bir sonraki bölümünde bürokrasinin kötüye kullanımını ve bunun gelişme için nasıl itici bir güç olabileceğini tartışacağız.

İleri okuma-izleme:

  • Yaşar ne yaşar ne yaşamaz, Aziz Nesin, 1977
  • The McDonaldization of Society, George Ritzer, 1993

 

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

 

One thought on “Bürokrasi (1): Doğru İşi Yanlış Yapmak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s