Bir Gün Herkes Asgari Ücretli Olacak

Başlığa ilk cümleden açıklık getirelim. Konumuz işveren sömürüsü nedeniyle asgari ücretin dahi altında çalıştırılan binlerce kişinin mağduriyetini dile getirmek değil. Bu yazıda vurgulanmak istenen yüksek öğrenime sahip vasıflı işgücünün kazancının her geçen gün asgari ücret düzeyine indirgenmesi.

Asgari ücret ne demek? Adı üzerinde işverenin çalışanına teklif edebileceği en düşük ücret. Bir meslek ya da vasıf sahibi olmayan ve haliyle “Ne iş olsa yaparım” diyen işgücünün ücret beklentisi. Etkisi ise iki taraflı. Bir taraftan çalışanların insani olmayan ücretlerle sömürülmesine mâni oluyor. Yüksek belirlendiğindeyse doğal olarak yüksek maliyete; dolayısıyla düşük yatırım ve yüksek işsizliğe neden olabiliyor. Bu nedenle asgari ücret çalışan istismarının önlenmesinde etkili bir araç olsa bile yoksulluğun giderilmesinde doğru araç kesinlikle değil. Özetle asgari ücret mevcut vasıfsız çalışanları koruyup kollamakta ancak işsizleri sırtından hançerlemekte.

Bir Gün Herkes Asgari Ücretli Olacak 2

Yukarıdaki tablonun sol kısmı 2006, 2010 ve 2014 yılları için öğrenim durumuna ilişkin yıllık brüt ortanca ücretleri (örneğin 11 kişilik grupta 6. kişinin aldığı ücret) göstermekte. Maalesef TÜİK bu veriyi 4 yılda bir yayınlıyor; bir sonraki 2019 yılı içerisinde 2018 yılı için yayınlanacak. Grafiğin sağ tarafı ise ortanca ücretlerin asgari ücretin kaç misli olduğunu gösteriyor. Örneğin yüksekokul mezunları 2006 yılında asgari ücretin 3,29 katını kazanırken, bu fark 2014 yılında 3,02 kata gerilemiş.

Peki 2017 yılı için durum nasıl? Elimizde açıklanmış veri olmasa da başka verilerden faydalanarak tahmin etmek zor değil. 2014 asgari ücret ortalamasına sonrasındaki 2 buçuk yılda toplam %61 zam yapıldı. 2016 yılı başında yapılan %30 zam bu ciddi artışın temel nedeni. 2016 yılı için tüm çalışanların ortalama ücret artışı ise TÜİK tarafından %21,3 olarak açıklandı. Çalışanların üçte birinden azının yüksekokul mezunu olduğunu düşünürsek bu grubun elde ettiği zammın kabaca %10’un altında yaklaşık enflasyon kadar olduğunu söyleyebiliriz. Kolaylaştırmak için üniversite mezunlarının 2014 yılı ortasından 2017 yılı başına kadar geçen 2 buçuk yıllık sürede %24 zam aldıklarını varsayalım (bu süredeki tüketici enflasyonu ile aynı oran, yıllıklandırılmış %9). Bu varsayıma dayalı ücret zammının doğruluğunu okuyucular kendi aldıkları maaş zammı ile kıyaslayıp kontrol edebilirler. Elde ettiğimiz nihai sonuç ise yüksekokul mezunlarının brüt ortanca maaşlarının asgari ücretin yaklaşık 2,32 katına düştüğü.

Tabloda bahsedilen tüm ücretlerin brüt olduğunu hatırlatalım. Artan oranlı gelir vergisi aslında yüksek eğitim grubunun eline geçen net miktarın oran olarak daha aşağıda olduğunu göstermekte. Vergi değişkenini de eklediğimizde en az 2 yıllık bir üniversite mezunu 2017 yılı başı itibarıyla asgari ücretin 2,08 katını kazanmakta. Unutmamak gerekir ki yüksekokul mezunları arasında sayıları muhtemelen daha az da olsa yüksek lisans ve doktora mezunları da bulunuyor.

Bu eğilim neticesinde ilk bakışta gelir adaletinin sağlandığı akla gelebilir. Unutulmaması gerekense toplumsal gelir adaletinin aynı nicelik ve nitelikte iş yapanlar için geçerli olduğu. Yüksek öğrenim almış kişilerin en azından kâğıt üzerinde farklı niteliklere sahip olduklarını göz önünde bulundurduğumuzda bu eğilimin aslında emek adaletsizliğine yol açtığının farkına varabiliriz. Üstelik toplumdaki hayat standardı adaletsizliğinin temel nedeninin gelir dağılımına değil; servet dağılımına dayandığı da ortada.

Kesin yargıya varmadan Türkiye’deki asgari ücretin ortanca maaşa oranını diğer ülkelerle de karşılaştıralım.

Bir Gün Herkes Asgari Ücretli Olacak 3

Üstteki grafik açık bir şekilde asgari ücretin genel ücretlere kıyasla çok yüksek olduğunu doğruluyor. OECD tarafından derlenen 2015 yılı verilerine göre Türkiye; bu grupta Kolombiya hariç en yüksek orana sahip. Başka bir ifade ile Türkiye’de ücretler çoktan asgari ücretleşmiş. Biz yurtdışına kıyasla asgari ücretin ne kadar düşük olduğuna odaklanmışken; yüksekokul mezunlarının oransal olarak çok daha düşük ücret kazandıkları gerçeğini atlamışız.

Türkiye’deki ortanca maaşın asgari ücrete kıyasla zaten düşük olduğuna ve gün geçtikçe daha da eridiğini tespit ettiğimize göre bunun sonuçlarına odaklanabiliriz.

İlk etki haliyle makroekonomik. Son dönemde ülkemizin iktisadi olarak girdiği darboğazdan çıkmak için yüksek teknoloji içeren üretimin gerekliliği reçete olarak yazılmakta. Bunun için öncelikle nitelikli işgücü oluşturmak devamında da bu grubu işe motive etmek gerekiyor. Üstte belirttiğimiz eğilimse açık bir şekilde eğitimin karşılığının gün geçtikçe daha az alındığını ve çalışanların bu tip teknolojilerin üretimine teşvik edilemediğini göstermekte. Bir önceki “İşsizliğe Sivri Zekâ Çözüm: Eğitim” isimli yazımızda bu grubun zaten işsizlikle de mücadele verdiğini ve fark yaratan eğitimin çok pahalı olduğunu belirtmiştik.

Maaşlardaki bu eğilimin ikinci etkisi ise sosyo-ekonomik. Türkiye’de yüksek, orta ve düşük gelir ve eğitim gruplarının siyasi eğilimleri resmi istatistiklerle takip edilmiyor. Kamuoyu yoklaması yapan araştırma şirketleri ise seçim ve referandum anketlerinin detaylarında bu konuya mutlaka yer vermekteler. Genel sonuçlar yüksek eğitim ve orta gelir grubunda CHP seçmeninin en büyük payı oluşturduğunu göstermekte. Ayrıca 1990’lı yıllarda ANAP/DYP çizgisine oy veren bugün Erdoğan’dan memnun olmayıp büyükşehirlerde oyunu MHP’ye atan grup da benzer şekilde aynı orta gelir grubunda. Bununla birlikte düşük eğitim ve gelir grubunda AKP seçmeninin payı en yüksek. Elbette dar kapsamlı anketler ile homojen olmayan gruplar için büyük genellemelerde bulunmak doğru olmaz. Yine de üstteki genel geçer sonuçlara ulaşmak okuyucuların da kişisel tespitlerine aykırı gelmeyecektir. Dolayısıyla son dönem trendinin MHP’nin ve CHP’nin seçmenlerinin aleyhine, AKP seçmenininse lehine olduğunu kabaca söyleyebiliriz. Bu saptama önemli bir soru işaretine yol açmakta: Ücretlerdeki bu eğilim kasıtlı bir şekilde mi yapılıyor?

Üstteki soruya cevap vermek için asgari ücretin nasıl belirlendiğini açıklamalıyız. Herkesin merakla beklediği asgari ücret zammı, Asgari Ücret Belirleme Komisyonu tarafından tespit edilmekte. Bu komisyon hükümeti, işvereni ve işçiyi temsil eden eşit sayıda üyeden oluşuyor. Nihai kararın oy çokluğu ile alınabilmesi nedeniyle; hükümet ve işveren temsilcisi TİSK’in anlaşması yeterli. 2016 yılı gibi işvereni üzecek yüksek zam oranları halinde hükümet SGK prim ödemeleri indirimi gibi politikalarla işverenin gönlünü almakta. Bu tip teşviklerin genel bütçeden karşılandığı ve bütçenin vergi yükünü de orta gelir sınıfı tarafından taşındığını hatırlatmakta fayda var. Özetle asgari ücretin belirlenmesinde hükümet son derece etkili. Yıllar itibarıyla oluşan bu trend bir hükümet politikası.

Öyleyse tüm bu eğilimin siyasi sonucu nedir? Asgari ücret çoğunlukla sol politikalarla ilişkilendirilse de Mussolini’nin Faşist Manifesto kitabında da yer alır. Amaçlanan vasıfsız ve az vasıflı işgücünün ücretlerini asgari ücretleştirerek çalışanları hükümetin kontrolüne almaktır. İşverenler de eşzamanlı olarak yandaşlaştırılıp, özel sektör hükümet kontrolüne sokulur. Hükümet asgari ücretleri yöneterek düşük gelir grubunu kendine bağımlı hale getirir. Bu durumun faturasını hükümetten hazzetmeyen orta gelir ve yüksek eğitimli gruba yansıtır. Hükümetle yakın ilişki içerisine girmiş yüksek gelir grubu ise karşılıklı rüşvet ekonomisi ile egemen konumunu sürdürür.

Peki bu yazı neden 16 Nisan 2016 tarihli anayasa referandumundan hemen önce hazırlanıp yayınlanmakta? Birçoğumuz bu referandumla oluşacak olan diktatörlükten endişe etmekteyiz. Maalesef bu faşist yapı işgücü piyasası vasıtasıyla ekonomimizde kuruldu bile. Bu nedenle referandumda oyunu diktatörlükten yana koyan seçmenlerin tercihlerinde dini ve milli duyguların etkisinin sınırlı, asgari ücretinse esas olduğunu vurgulamak gerek.

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

 

 

7 thoughts on “Bir Gün Herkes Asgari Ücretli Olacak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s