Nereye Bakıyor Bu Adamlar?

Bu yazının “Yeni Türkiye’ye 2 Bilet Lütfen, 1’i Sahte Olsun!” isimli ilk kısmına bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

Mustafa: Hocam merhaba, bu seferki resmin anlamı ne acaba?

Murat: Zeki-Metin ikilisinin oynadığı bir film vardı. İsmi “Nereye Bakıyor Bu Adamlar?”, 1976’da çekilmiş. Tüm film boyunca nereye baktıklarını merak ediyorduk. Hiç izledin mi?

Mustafa: Elbette, 1990’larda tekrar tekrar yayınlanan filmlerdendi.

Murat: O filmi anımsatıyor, yalnız biz bu 3’lünün nereye baktığını çok iyi biliyoruz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a. Merak ettiğimse şu: Acaba Erdoğan’ın yüz ifadesinde ne görmüş olmalılar ki kendi yüz ifadeleri bu hale dönmüş.

Mustafa: Hocam anladığım kadarıyla söze AKP’den başlamak istiyorsunuz. Sonuçlar başarısızlık mı?

Murat: Teorik olarak ilk tahlilde başarı. Bir şekilde halk oylamasından evet çıktı ya da çıkarıldı. Erdoğan istediğini aldı.

Mustafa: Öyleyse resimdeki yüz ifadeleri?

Murat: Kanaatimce bir sonraki seçim endişesi şimdiden başlamış olabilir. “Yeni sistemle başımıza bela mı açtık.” diye düşünmekteler. Sistem keskinleşti, cumhurbaşkanlığı seçimini ya kazanırsın ya da kaybedersin; ortası yok. Bu halk oylaması ile gördük ki merkez sağda doğal lider Erdoğan olsa da kapsayıcılığının bir sınırı var ve artık onu aşamaz.

Mustafa: Sözü MHP seçmeninin HAYIR oyu vermesine getiriyorsunuz sanırım.

Murat: Parti olarak AKP çok fire vermese de kamunun tüm maddi imkanları, medyanın tek taraflı kullanımı, tehditler ve gerektiğinde acımasız şiddete rağmen ülkenin anca yarısını ikna edebildi. Hatta daha doğru bir ifadeyle zaten AKP’ye oy veren ve AKP’den nemalanan seçmenden öteye gidilemedi.

AKP Üye Sayısı 9,4 Milyon, Erişkin Nüfusun %15,9’u

Mustafa: Nemalanan derken makarnaya ikna olanları mı diyorsunuz?

Murat: Bu söylem özellikle CHP seçmeninin azalsa da içinde hala barındırdığı kibirden gelen bir iddia. 1990’lı yıllarda çok zor ekonomik şartlar altında gerçekten küçük maddi çıkarlarla oy dağılımlarında anlamlı değişiklikler yaşanmıştı, ama artık söz konusu değil.

Mustafa: AKP ile seçmeni arasında tam olarak ne gibi bir çıkar ilişkisi var?

Murat: AKP politikalarından faydalanan seçmenin kazancı iki türlü. İlki iade-i itibar. Geçmişin eğitimli kesimi elde ettiği hayat fırsatının kendisine ailesinden yadigâr olduğu unutup toplumun geri kalanına tepeden bakmaktaydı. Bir şekilde AKP tabanı zenginleşerek bunun intikamını almaya çalışıyor. Aradaki makas da son yıllarda kapandığı için CHP seçmeninin de tutumunda değişiklik yaşanmaya başladı. Başörtüsü mevzusu da aslında dini değil yalnızca bu konunun uzantısıdır. Bir intikam aracına dönüşmüştür.

Mustafa: AKP seçmeninin ikinci kazancı?

Murat: İkinci kısım ise kamu kaynaklarından faydalanma. Bu ise çok yönlü. Devlet memurluğu alımından ihalelerin dağıtımına; özel sektör ihalelerinin taşeronluğundan asgari ücret zamlarına kadar birçok kanaldan toplumun düşük gelirli kısmı fayda sağlıyor. Bu faydalanmada ana unsur AKP üyeliği olduğu için de parti üye sayısı yaklaşık 59 milyon seçmenli ülkemizde 9,4 milyona ulaştı. Unutmayalım ki 3 milyon devlet memurunun da parti üyesi olma hakkı yok. Tek parti sistemi ile yönetilen Çin’de bile komünist parti üyeliği erişkin nüfusun yalnızca %7,7’sine tekabül ediyor. Bu oran Türkiye’de %15,9.

Mustafa: Asgari ücret de mi bunun aracı? Sonuçta tüm vatandaşlar asgari ücretten faydalanıyor ve görünürde bir parti ayrımı yok, değil mi Hocam?

Murat: Elbette böyle bir ayrım söz konusu değil. Diğer taraftan asgari ücret alanların önemli kısmı AKP seçmeni. Bu zammın bedelini de başka bir grubun ödemesi gerekli. Ülkemizde bu kesim üst gelir grubu değil; önemli kısmı büyükşehirlerde yaşayan orta gelirli CHP ve MHP seçmeni. Bu konu ile ilgili detaylı bilgi “Bir Gün Herkes Asgari Ücretli Olacak” isimli yazımda mevcut.

Mustafa: Yani bir şekilde AKP seçmeni CHP ve MHP seçmenini kemiriyor demek istiyorsunuz?

Murat: Bu abartı bir tabir ama gerçeklik payı var. AKP’li seçmenin de vicdanının sızlamaması için “Beyaz Türk” tabiri yaratılmıştır. Elbette Türkiye’de suya sabuna dokunmadan ülkenin nimetlerinden orantısız bir şekilde faydalanan zengin bir kesim var. Ama bu kesim partiler üstü konumda. Birçok iş adamının referandum öncesi ve sonrası tavırlarıyla gördük ki üst gelir sınıfında az çok her partinin sempatizanı var.

Mustafa: Öyleyse bu bir kısır döngü ve AKP kendi içindeki ittifakı her seferinde bu imkanlarla devam ettirebilecek gibi?

Murat: Bu mümkün değil. Kötü ekonomik politikalar ve küresel ekonomilerin gidişatındaki olumsuz seyir iktidarları bir noktadan sonra duvara toslatıyor. Venezuela ya da Brezilya buna diğer örnek ülkeler. Bu tıkanıklığı aşmak ve mevcut popülizmi devam ettirebilmek için varlık fonu kuruldu. Taşıma suyla değirmen bir yere kadar döndürülebilir. Bununla birlikte bu imkanlar 1-2 yılda hızlıca tüketilebilecek kadar da kısıtlı değil.

Mustafa: Diğer yazılarınızda bir iktisadi buhrandan bahsetmiştiniz. Bu resmi ne derece değiştirebilir?

Murat: Kısa vadede beklenildiğinin aksine iktidar lehine değiştirir. Halk ilk başta faturayı ortamı gerdiğini düşündüğü muhalefete keser. Bu propagandanın yapılabilmesinde tek taraflı medya yayınının büyük etkisi var. Uzun yıllar iktidar olmasından ve 2002-2012 arasındaki ekonomik karnesinden ötürü seçmen yönetim kabiliyetini bir tek AKP’de görür. Bununla birlikte uzayan ve buhrana dönüşen bir krizde AKP sorumluluğu başka bir partiye atamaz. Hele bu başkanlık sisteminde asla atamaz. Mutlaka AKP seçmeninden büyük kopmalar yaşanır.

Mustafa: Bugün herkes bir ekonomik krizde olduğumuzu düşünüyor?

Murat: Bugün krizde olduğumuzu düşünenlere tek yanıtım: “En kötü günümüz böyle olsun.”. Türkiye kriz için köprüden önceki son çıkışı çoktan kaçırdı. Bununla birlikte henüz yalnızca öncü şokları yaşıyoruz. 2018 sonu ya da 2019 başı muhtemelen teknik olarak durgunluğa girmiş olacağız. Şu anda küresel ekonomilerin bir anda çok iyiye gitmesini umut etmek dışında bir kaçış yolumuz yok.

Erken Seçim için 2018 Bahar veya Sonbahar Çok Olası

Mustafa: Tam seçim dönemi öncesinde bir kriz?

Murat: Aslında seçim tarihini bu ekonomik sıkışıklığın seyri belirleyecek. Halk oylamasında çok zorlanan AKP ekonomik aktivitenin düştüğü bugünlerde baskın seçimi mevcut sistemle göze alamaz. Bu AKP’nin kendi ayağına kurşun sıkması olur. Diğer taraftan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin kesinlikle erkene alınacağı kanısındayım. Krizin hemen öncesine çekilip zarar minimize edilmeye çalışılacaktır.

Mustafa: Aklınızdaki tam tarih?

Murat: 2018 bahar veya sonbahar çok olası. Temmuzdan sonra OHAL devam ettirilirse 2018 baharı erken seçim için favorim olur. Diğer taraftan yakın zamanda seçim kanunu da değişecek. Dar bölge sistemi gibi AKP’ye can simidi olabilecek bir tercih halinde baskın seçim de mümkün olabilir. Rakamlarla ifade edersem son genel seçimde bu sistem uygulansaydı MHP yaklaşık %12 oyu ile hiç milletvekili çıkaramayabilirdi. Aynı şekilde HDP’de Batı’daki tüm milletvekillerini kaybederdi. Elbette bundan bahsetmek için henüz çok erken. İktidar partisi bu konuda net bir görüş açıklamadı. Yine de bu olasılığı göz ardı etmemek lazım.

Mustafa: Bu süreçte AKP’de herhangi bir dağılma söz konusu olabilir mi?

Murat: Eski yıllarda bu konu çok konuşuldu. Herhangi bir alternatif olasılığı baş gösterdiğinde AKP diğer partilerde sivrilen isimleri transfer etme stratejisi uyguluyor. Erkan Mumcu, Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş ve son olarak Tuğrul Türkeş bu politikanın neticesinde AKP’ye dahil edildi. Bu isimleri cezbeden iktidar olanakları.

Mustafa: Erdoğan’a parti içinde meydan okunabilir mi?

Murat: Erdoğan bu riski daha önce gördü. Bu yüzden de sürekli eski yol arkadaşları ile vedalaştı. Bir dönem Batı’nın tavsiye ettiği “Erdoğan’sız AKP” formülünü seçenek dışı bırakmak için partiyi ve seçmeni doğrudan kendisine bağladı. Bunu parti lideri olarak artık daha kolay devam ettirebilecek.

Mustafa: Erdoğan eşittir AKP diyebilir miyiz?

Murat: 2015 yılı seçimleri öncesinde Erdoğan milletvekili listesi hazırlanmasında Davutoğlu’na alan tanıdı. Benzer bir duruma AKP yönetiminin seçildiği kongrede müsaade etmedi. Davutoğlu’nu istifaya götüren süreçte Erdoğan’ın 2 saatte 900 AKP delegesinin imzasını topladığını unutmamak lazım.

Mustafa: Abdullah Gül önemli bir faktör olabilir mi?

Murat: Batı birçok kez Gül ismini kullanarak Erdoğan’ı hizaya çekmek istedi. Yer yer başarılı da oldu. Bununla birlikte Erdoğan’a meydan okuyabilecek bir başka AKP’linin en az Erdoğan cesaretinde olması gerekiyor. Gül ürkek bir siyasetçi olarak sürekli koltuğun kendisine bırakılmasını bekliyor. Türk siyasi hayatında bu tip devir teslimler mevcut. Ancak teslim alan hep bir sonraki seçimde başarısız olmuş. Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Murat Karayalçın bunun örnekleri. AKP teşkilatı da bunun farkında. Erdoğan AKP’nin yarattığı koalisyonun ana unsuru. Dolayısıyla öngörülebilir süre içerisinde Gül veya bir başka kişinin AKP’de etkin olması beklenemez. Yine de halk oylamasında Kayseri ve Konya’da beklentinin altındaki sonuçlarda Gül ve Davutoğlu etkisi mümkün.

“Kemalistler Gelip İstiklal Mahkemeleri Kuracak.” Korkusu Yaratılabilir

Mustafa: Bir sonraki seçimde olası bir mağlubiyet halinde?

Murat: Mağlubiyetin tanımı önemli. Eşzamanlı yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini bir başka adayın kazanması hezimet olur. Ancak Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği, AKP’nin ise mecliste çoğunluğu elde edemediği bir durumda yalnızca partinin 2 numaralı ismi değişir. Erdoğan yoluna kendi yarattığı yeni bir Davutoğlu veya Yıldırım ile devam eder. Erdoğan’ın güvensizliğe tahammülü yok, bir Davutoğlu vakası daha yaşamamaya kararlı.

Mustafa: Böyle bir mağlubiyet mümkün mü?

Murat: Referandum Erdoğan’ın en kötü 2. turda cumhurbaşkanı seçilmesinin çantada keklik olmadığını gösterdi. Üstelik devlet imkanları ve Devlet Bahçeli’nin kendi tarafına çekilmesine rağmen. Bununla birlikte 2. tur oylamada “Kemalistler gelip İstiklal Mahkemeleri kuracak.” korkusuyla Erdoğan tabanını motive edip her koşulda en güçlü aday olacaktır. Unutmayalım referandumda bazı bölgelerdeki propaganda “İslam’a evet” şeklinde yapıldı.

Kılıçdaroğlu Atı Alan Üsküdar’ı Geçememişken İterek Geçirtti!

Mustafa: Referandum sonucu Kılıçdaroğlu’na bir fırsat yaratabilir mi?

Murat: Şahsi kanaatim CHP’nin tekrar kurulduğu 1992’den beri en başarılı seçim sonucuna ulaştığı. HAYIR oyunun %26-28 kadarı bu seçmen grubundan gelmiş olabilir. Diğer taraftan bunun Kılıçdaroğlu’nun zaferi olduğunu iddia etmek zor. Zaten bu konuda şüpheye düşmememiz için kendisinin referandum gecesi performansına bakmamız yeterli.

Mustafa: Referandum gecesi yetersiz bir liderlik mi sergilendi?

Murat: Her liderin kendine has bir üslubu vardır, buna saygı göstermek lazım. Diğer taraftan basın toplantısı Kılıçdaroğlu için bir turnusol kâğıdı etkisi yarattı. HAYIR oyuna hiç inanmadığını, kampanyaya ruhunu koymadığını gösterdi. Referandum için varını yoğunu koyan tüm seçmenler derin bir üzüntü ve haklı isyan halindeyken; Kılıçdaroğlu rahatlıkla konuyu kapatmaktan bahsedebildi. Belli ki bunu 2007 ya da 2010 referandumu sanmış. Atı alan Üsküdar’ı geçememişken, Kılıçdaroğlu itekleyerek geçirtti. Bu da liderin motivasyonunu kaybettiğini gösteriyor.

Mustafa: CHP’nin bir sonraki olağan kurultayı 2018 yılı hemen başında olacak.

Murat: Çekişmeye sahne olacaktır. Bununla birlikte Kılıçdaroğlu partideki farklı gruplar arasındaki denge unsuru. Seçim performansı genel başkanlık yarışına yansımayabilir.

Mustafa: Peki sine-i millet?

Murat: Kılıçdaroğlu’nun konuşması sonrası oluşan hayal kırıklığını örtmek için düşünülmeden acelece ortaya atıldı.

Mustafa: Popülist bir amaçla mı öne sürüldüğünü düşünüyorsunuz?

Murat: Kesinlikle. Böyle bir politika aracını kullanmak isteyen siyasi parti çok önceden bu konuda ön planlarını yapar ve örgütünü hazırlardı. Unutmamak gerekiyor ki meclis dışı siyaset CHP üst yönetiminin ve parti örgütünün bilmediği bir alan. CHP halkı uyutmaya çalışan parti konumuna düştü. Diğer taraftan bu referandumla birlikte 1990’ları yaşamış olan vatandaş ilk kez açıkça itiraz etmeye başladı.

1968 Mayıs Paris Olayları 50. Yıl Dönümü Şanlı Olacak.

Mustafa: Ya gençliğin heyecanı?

Murat: En üst noktada. Gençlik AKP ve Erdoğan’dan umutsuz. 90’lı yılların ekonomik sıkıntıları ya da başörtüsü meselesi yeni nesli motive etmiyor. Kısıtlanan özgürlükler ve refah kaybı bu tepkinin kaynağı; seçim hileleri de barutu oldu.

Mustafa: Yeni bir Gezi Parkı olayları yaşanabilir mi?

Murat: Bu referandumda genç nüfus tepkisini sandığa tam yansıtabildi derken seçim hilesi tekrar enerji birikimine yol açtı. Bunun sokakta bir karşılığı olacaktır. Gezi ruhu olayların kendiliğinden gelişmesinde yatar. Diğer taraftan orta yaş ve gelir grubu sokağa inmeden iktidarı sarsacak bir sonuç almak mümkün olmuyor. Böyle bir olasılık varsa da Kılıçdaroğlu halk oylaması gecesi bunu tüketti.

Mustafa: Sokağın heyecanı biter mi?

Murat: Sokağın gerçek heyecanını önümüzdeki yıl göreceğiz. 1968 Mayıs Paris olaylarının 50. yıl dönümü şanlı olacak. Beklentim tüm Dünya’da çok büyük. Gezi Parkı, Arap Baharı ve Occupy Wall Street gösterilerinin bir sonraki aşamasına geçeceğimiz inancındayım.

Muhalefette Yeni Bir Liderlik Şart Ama Yeterli Değil

Mustafa: MHP’de liderlik konusunda daha büyük bir heyecan var, Bahçeli çekilebilir mi?

Murat: Bahçeli’nin parti içinde güvenoyunu kaybettiğini tahmin ediyorduk. Halk oylaması bunu netleştirdi. Kendisinin firenin suçunu AKP’ye yüklemesi bir çırpınıştan ibaret. Bununla birlikte MHP liderliği delege seçiminden öte yargının alanına giriyor artık. Hükümetin kontrol ettiği yargı ile Bahçeli bir seçime daha girebilmeyi deneyecek. Seçimlere 1-2 yıl kala tam birlik içinde olmayan muhaliflerce yeni bir parti kurulup sonuç alınması kolay değil.

Mustafa: Referandum sonrası HDP’de liderlik durumu etkilenir mi?

Murat: HDP’nin liderlik mevzusu çok daha karışık. Eş başkanlardan biri parti dışı bırakıldı bir diğeri de tutuklu. Liderlik problemi olmayan tek parti iken zor durumda kaldılar. 1 Kasım öncesi hatalarına ve mevcut tutukluluğuna rağmen Demirtaş’ın hüküm giyse bile HDP’de doğal lider haline dönüşebileceğini düşünüyorum.

Mustafa: Muhalefetteki olası lider değişiklikleri sonuçları ne kadar etkileyebilir?

Murat: Muhalefette yeni bir liderlik şart ama yeterli değil. Rakam vermek gerekirse ideolojisini ve stratejisini en baştan güncellemeyen hiçbir CHP lideri %30’u, MHP lideri %20’yi ve HDP lideri %15’i aşamaz.

Mustafa: Hocam son sözlerinizi alalım.

Murat: Erdoğan elindeki tüm gücü kullanarak en fazla 2018 ya da 2019 yılındaki seçimleri kazanabilir. Seçmenine sürekli şu mesajı vermek istiyor: “Kaderim sizin elinizde, sizinkisi de benim.”. Söyleyecek başka bir sözü kalmadı. Bundan sonra muhalefetin ilk kez başarma ihtimali yüksek.

Mustafa: Muhalif liderler ne yapmalı?

Murat: Erdoğan’ın hamlelerine cevap veren pasif politikaları terk etmeli, sürpriz tuzaklar kurmalılar. Bir iktisadi krizin tam arifesinde olduğumuz dönemde parti ideolojilerini emek ve sosyal hakları ön plana alacak şekilde yeniden değerlendirmeliler. Asgari ücret artışı, mazot fiyatı, açılış ve cenazeler gibi samimiyetini yitirmiş araçlarla icra edilen propagandadan uzak durmalılar. AKP’ye karşı tepkili grup olan gençlerin yapıcı propaganda yaratıcılığına müsaade etmeliler. Erdoğan’ın muhalefeti bölmek için kullandığı etnik ayrımcı söylem tuzağına düşmeden ısrarla asayiş ve güven ortamı vurgulamalılar. Tabanlarını bugün imkânsız gibi gözüken yeni ittifaklara hazırlayabildikleri ölçüde gerçekten bir lider olduklarını kanıtlayacaklar. Ancak bu şartlarla farklı ekonomik ve etnik kökenden gelen muhalif seçmen sandıkta birleşebilir ve Türkiye’ye yeniden can verebilir.

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

 

One thought on “Nereye Bakıyor Bu Adamlar?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s