Kendi Suyuyla “İç Savaş” Yapan Ülke: Türkiye

“Gelecekte savaşlar petrol yüzünden değil, su yüzünden çıkacak”

Bu cümleyi ömrümüzde en az bir kere duymuşuzdur. Dünya’da belki bazı bölgelerde bu savaşlar gerçekleşecek, bunu bilemeyiz. Ancak Türkiye bu savaşların içerisinde yer almayacak. Bunun sebebi, Türkiye’nin başka bir ülkeyle su için mücadelesine gerek olmadığı. Neden mi? Çünkü su kaynaklarımızı yönetememekle biz zaten “Su İç Savaşı”nda her gün mağlup oluyoruz.

Kendi Suyuyla İç Savaş Veren Ülke Türkiye 2

“Su Akar Türk Bakar” Deyişi Geçmişte mi Kaldı?

Bu deyişin nereden peydahlandığını bilmiyorum ama son 10 yıllık dönemde su kaynakları üzerine yapılan yatırımları meşrulaştırması ve “Yeni Türkiye” ile uyumlu bir slogan olması hasebiyle oldukça popüler. Üstteki görsel de Bursa’daki bir projenin açılışından. Haydi artık bugün anlaşılan anlamıyla devam edelim ve farklı bir perspektiften bu deyişi ele alalım. “Suyumuzu kaynatıp çayımızı, kahvemizi hazırlayalım ve “Su İç Savaşları”nı nasıl verdiğimizi anlamaya çalışalım.

Öncelikle kaba bir girizgâh ile su kaynaklarımızın yaşantımızdaki yerini açıklığa kavuşturalım. Kimi zaman; belki de kent yaşantısının karmaşıklığı sebebiyle tıpkı kendi ürettiğimiz mal ve hizmetlere yabancılaştığımız gibi doğal çevremize de yabancılaşıyoruz. Bu doğrultuda; içtiğimiz, yıkandığımız, bahçelerimizi suladığımız, sifonu çekmek için harcadığımız ve çayımızı demlerken kullandığımız suyun, aynı zamanda tükettiğimiz gıda maddelerinin üretiminde de önemli bir girdi olduğunu atlıyoruz. Evvela suyun bizlerden kilometrelerce ötede bir doğal kaynak olduğunu zihnimizde canlandıralım ve o kaynaktan başlayarak belirli aşamaları izleyerek keyfini sürdüğünüz bir maddeye dönüşüm sürecini idrak etmeye çalışalım.

Tüketilebilir yüzeysel su kaynakları, önemli oranda akarsularda ve göllerde bulunmakta. Kentlerin su ihtiyacı için de doğal olarak en yakın olanlar tercih edilmekte. Bunun için barajlar yapılır, biriktirilen su arıtma tesislerinden geçirilir ve içme suyu standardına ulaştırılarak evlerimize servis edilir. Bir şekilde kentlerin su talebi ile çevrenin su arzı eşleştirilmiş olur. Kitaplarda böyle yazsa da Türkiye’de çok mühim bir aşama daha var; öyle ki “Su İç Savaşı” orada başlıyor. Barajlardan musluklarımıza ulaşana dek suyun %43’ü (virgül hatası yok) yolda israf olur. Şebeke borularındaki sızıntı, çatlak ve kaçak kullanım olağan şüpheliler. Hemen Avrupa ortalamasını da ekleyim ki savaşın vahşiliğini gözümüzde açıkça canlandırabilelim, %10. Yani sürekli TV’de izlediğimiz “tasarruf” temalı kamu spotlarını asıl kamunun kendisine hatırlatmak şart. Kaynaklarımız öyle bol ki devletimiz gönlünce israf ediyor.

Şimdilik talebi bir kenara koyup arz kısmına geçelim. Acaba arzı iyi planlayıp uygulayabilmiş miyiz? Bunun için hemen Ankara’da 2007 senesine dönelim. Her Ankaralı anımsayacaktır; yazın epey su sıkıntısı çekilmiş ve akabinde Kızılırmak’tan Ankara’ya su getirme fikri ortaya atılmış, önce icraat sonra planlama düsturuyla hareket eden Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), seçimlerin yaklaşmasının da etkisiyle Kızılırmak’ın suyunu alelacele Ankara’ya getirmişti. Geçtiğimiz yıllarda, ilgili bakanlıktan açıklandığı gibi rengi ve kokusundan başka problemi bulunmayan su (!); bu proje sonucunda Kızılırmak’tan getirildi. Bu suyun içerdiği yüksek orandaki sülfatın, mevcut arıtma teknolojileriyle arıtılması pek mümkün olmadığı için ne yazık ki bir dönem Ankaralı o kokuya maruz kaldı. Hali hazırda Kızılırmak suyu yoğun toplumsal tepki sebebiyle şebekelerimize verilmiyor olsa da; ortalama 10 senede bir tekrarlayan kuraklık olayları sebebiyle Ankaralılar bu kokuyu tekrardan çekebilir. Ayrıca, tabii ki; bu proje bedavaya yapılmadı. O gün yaklaşık 750 milyon liraya mal olan bu projenin hatlarının yenilenmesi için, 2015’te yaklaşık 100 milyon liralık yeni bir daha ihale yapıldı. Maliyet açısından uçuk, mantık açısından akla aykırı Kızılırmak suyu projesi maalesef artık filmi geriye sayıp düzeltemeyeceğimiz bir facia olarak kalacak. Aramızda o gün için başka çare olmadığını düşünen varsa, Ankara’nın yanı başında, çok daha az maliyetli ve daha temiz olan Gerede Suyunun zaten Ankaralıların hizmetine sunulmak üzere tahsis edildiğini söylemem yeterli. Nedense her işi alelacele yapan iktidar zihniyeti, Gerede Suyu projesini yaklaşık 15-20 senedir rafta bekletmektedir. Belki finansmanı önceden bulunup harcaması denetlenebilen bir proje olması hoşa gitmemiştir.

 Kendi Suyuyla İç Savaş Veren Ülke Türkiye 3

İstanbullu Biraderim; Sen de Ankaralıdan daha Şanslı Değilsin!

Çok şükür; içme suyu havzaları koruma yönetmeliğine sahibiz. Kabaca, içme suyu kaynaklarına belirli mesafe uzaklıkta yapılaşma tamamen yasak. Ama anayasayı bir kere delmekle bir şeyin olmayacağını gördüğümüz gibi (!) yönetmeliği birkaç kereliğine delmekle de bir şey olmaz demişiz sanırım. Büyükçekmece Gölü, Sazlıdere Barajı, Terkos Gölü (üstteki görselde) gibi İstanbul’a içme suyu sağlayan kaynakların su toplama havzalarında, kentsel yapılaşmanın yanında bir de ülkemizin yedi düvele meydan okumasını sağlayacak (!) mega projeler bulunmakta. Dolayısıyla; yasal mevzuat kapsamında devletimizce korunması gereken içme suyu kaynaklarımız, yine devletimizin teşvikiyle kirletilme tehlikesiyle karşı karşıya. Bir de bunlara sanayi tesislerini ekleyelim. Mesela organize sanayi bölgelerinin yasal sorumluluğu olarak kendi arıtma tesisleri olmak zorunda. Ama ya bu tesisler maliyet baskısı yüzünden çalıştırılmıyorsa? Gelsin o halde zehirli Kızılırmak, gelsin kirli Sazlıdere Barajı. Sonuç mu? Şişelenmiş sularla hazırlanmış çaylar, kahveler. Bizi kıskanan Avrupa’nın birçok ülkesi musluk sularını rahatça içebilirken; yanlış yatırımlarla çarçur edilen vergilerimiz bir yana sırtımıza bir de damacana masrafını yüklemiş oluyoruz.

 Kendi Suyuyla İç Savaş Veren Ülke Türkiye 4

Su Yok mu? Öyleyse Yakında Malatya Kayısısı, Bursa Şeftalisi ve Aydın İnciri de Yok

İçeceğimizi bir kenara koyup şimdi de tükettiğimiz gıda mamullerini irdeleyelim. Ülkemizde yağış rejimi çoğu bölge için düzensiz, bu nedenle belirli yerlerde, bitkilerin ihtiyacı olan suyu karşılayabilmek adına sulama tesisleri inşası şart. Bu sayede tarımsal ürünlerde kalite ve verim artışı sağlanır; nihayetinde toplumsal fayda ortaya çıkar. Unutmayalım; bu yatırımlar içme suyu yatırımlarından daha büyük ölçeklidir. Ülkemizdeki su kaynaklarının %70’i tarım sektöründe sulamaya tahsis edilerek tüketilmektedir. Fakat, tıpkı kentsel su problemlerimiz olduğu gibi bu sahada da sorunlarımız büyük. Devlet Su İşleri’nin (DSİ) resmi verilerine göre araziye verilen su miktarı, bitkilerin su ihtiyaçlarının 2 katından fazla durumda. Şaşırmadık değil mi? Çünkü eş zamanlı olarak bu kadar yatırımın yapıldığı ama fiiliyatta hiç sulama yapılmayan bölgemiz de çok. Bütün bunlara rağmen irili ufaklı birçok göleti doğru düzgün su bile akmayan derelerin üzerine dikip mühendislik tekniğini hiçe sayacak biçimde alelacele yaparak kaynaklarımızı inşaatlara gömüyoruz. Tüm bunların sonucunda bir bakmışız ki; tahıl ambarı Konya Ovamız “yerli ve milli” bir gıda markasının şeker pancarı tarlası mülkiyetine dönüşmüş. Bizden domates almayan Rusya’dan buğday alır olmuşuz.

Tek derdimiz buğday mı? “Yeşil Malatya” (yukarıdaki görselde) böyle giderse yakında sadece bir gıda marketi ismi; “Yeşil Bursa” da Bursaspor’un yalnızca iki renginden birisi olarak hafızalarda kalacak. Atatürk’ün sağlığında; o zamanlar bataklık halinde bulunan Bursa’nın geniş düzlükleri kurutulmuş ve tarıma elverişli hale getirilmişti. Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarında geniş Bursa düzlüklerini imara açma “ileri görüşlülüğü” yokmuş!!! Biz yeni nesil de Gezi Parkı’ndaki 3-5 ağaca sahip çıkıp Atatürk’ün izinde “ileri görüşlülük” eksikliğine devam ediyoruz!!!

 Kendi Suyuyla İç Savaş Veren Ülke Türkiye 5

Sonuç olarak;

Tarih kitaplarından aklımızda kalan bir bilgi olarak, Maveraünnehir’in beslediği, coğrafya derslerinde yıllarca Dünya’nın dördüncü büyük gölü olarak bizlere öğretilen Aral Gölü’nün artık var olmadığı gerçeğini sanırım duymuşuzdur. Pamuk tarımını hızlandırmak maksadıyla gölün sularından faydalanmak istenirken, göl 40 yıl içerisinde onda biri büyüklüğüne küçüldü ve muhtemelen yakın tarihin en vahim doğa facialarından biri meydana geldi.

Yukarıda uydu görüntüleri bulunan Aral Gölü, Türkiye’den binlerce kilometre uzakta olsa da su kaynaklarımızın ölçüsüz ve plansız kullanımı sonucu ülkemizde de çoğunluğu Konya Havzası ve Göller Yöresi’nde olmak üzere 36 adet gölümüz kurumuş durumda. Sanırım artık coğrafya müfredatını gözden geçirmek gerekecek. Bursa, Aydın, Malatya illerimizin hem meşhur hem de bir sanayi ürününden daha katma değerli tarımsal ürünlerinin kolayca sulanabilen arazileri imara açıldı, belki bir 10 yıl sonra sağlıklı üretim hiç olmayacak. Bu şekilde telef etmesek yine de sonları zeytin ağacı gibi de olabilirdi diye kendimizi avutabilir miyiz? Büyük kentlerimizde sular borularda kaybedilirken; kalitesi düşük sular, musluklarımızla sofralarımıza taşınıyor. Hal böyleyken; Manavgat’ın suyunu İsrail’e satmak yerine, milli irademize teslim edebiliriz gönül rahatlığıyla! Milli irademiz, Manavgat suyunu bile bir hızla tüketip bizlere yitirilmiş birçok irili ufaklı Aral Gölü faciasını geriye miras bırakmaz umarım.

Özetle gerçeğin farkında olmak gerek: sürekli duyduğumuz ekonomideki cari açık gibi; suda da cari açık vermekteyiz. Bu cari açığı da petrolün yerine su savaşları yaparak elde etmedik; “Su İç Savaşı” ile kendi kendimizi tüketerek biz yarattık.

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

One thought on “Kendi Suyuyla “İç Savaş” Yapan Ülke: Türkiye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s