Ben Değil, Ali Koç Söylüyor: Kapitalizm Çökebilir

Son yıllarda Batı dünyasındaki manşetlerde sürekli şu üç konu var: uluslararası terörizm, göçmenler ve Avrupa karşıtlığı. Halbuki bunların hiçbiri yeni değil. Şu anda başımızın belası olan İŞİD yerine 10 yıl önce El-Kaide vardı. Bugün mesele edilen Meksikalı, Türk, Kuzey Afrikalı ve Hindistanlı göçmenler zaten yıllardan beri şimdi yaşadıkları ülkelerdeydiler. Avrupa Birliği karşıtlığı her zaman güçlüydü; Hollanda ve Fransa seçmenleri 2005 yılında Avrupa anayasasını reddetmiştiler. Peki son 10 yılda ne değişti de bu konular gündeme oturuverdi? Hepsinden öte Türkiye’nin tüm bunlarla ne alakası var? Ya Ali Koç nereden çıktı?

Değişen tek şey sahne dekoru. 2008 küresel finansal krizi tüm dünyayı bambaşka bir hale soktu. Üstelik yalnızca krizin kendisi değil; kriz sonrası uygulanan politikalar hayatımızı daha da derinden şekillendirdi. Bugünün sosyolojisini ve siyasetini anlamak için küresel kriz ve sonrası olmazsa olmaz önemde. Durumu zaten bilenler ya da finansla arası pek iyi olmayanlar sonraki 7 paragrafa hızlıca göz atıp bize “Konumuzun En Başına Geri Dönelim” kısmından tekrar katılabilirler.

Biraz Krizden Bahsedelim

Krizi basitleştirerek özetleyelim. ABD eşik altı (sub-prime) konut kredilerinde başlayan kırılma (credit crunch) son 30 yıldaki yeni ekonomik düzenin tüm zayıf noktalarını patlatarak geride batık bankalar, uçuk kamu borçları ve düşük ekonomik büyüme bıraktı. Sorunlar büyüktü ve radikal çözümler gerektiriyordu. İlk olarak sistemin göbeğinde karaya vurmuş banka borçlarının devlet tarafından üstlenilerek (bailout) bankaların yüzdürülmesi gerçekleşti. Borç sarmalına girmiş ülkelerde kemer sıkma önlemleriyle (austerity) kamu borcunun indirilmesi hedeflendi. Son olarak zayıf ekonomik aktiviteyi canlandırmak adına eşi benzeri görülmemiş parasal genişleme (quantitative easing) ile suni düşük faiz ortamı yaratılıp yatırımlar teşvik edildi. İngilizcelerini parantez içerisinde belirttiğim kelimeleri küçümsememek lazım. Bu kelimeler kriz sonrası süreçte Oxford ve Merriam-Webster gibi sözlüklerce yılın en popülerleri seçildi.

Biraz da Kriz Reçetelerinin Sonuçlarından Bahsetmek Lazım

Bu önlemler, uçurumdan aşağı giden ülkelere kısa süre nefes aldırsa da zaman içerisinde yan etkileri daha ön plana çıktı. Amaçlanan ekonomik büyüme ve biraz enflasyondu (enflasyonun arzulanması Türkiye için şaşılası değil mi?). Geçen 10 yılda ABD, Britanya ve Almanya büyüme oranı kümülatif olarak sırasıyla %12, %9 ve yine %9’da kaldı. Enflasyon yaratma umutları da başarılı olamadı; 10 yıllık kümülatif enflasyon yine aynı sırayla %18, %26 ve %14’te kaldı. Bununla birlikte sisteme enjekte edilen para öyle büyük ki bir yerlere akmak zorundaydı; sonuçta ortaya varlık balonları (asset price bubble) çıktı. Daha açık bir ifade ile hisse senedi, tahvil ve konut fiyatlarında aşırı değer artışları. Bunlarla ilgili aşağıda birkaç örnek bulunuyor.

ABD Hisse Senetleri

Aşağıda görüldüğü üzere ABD borsa endeksi S&P 500 10 yılda temettü dahil dolar cinsi %89 değerlendi. Doğru zamanda alım-satım yapmaya gerek kalmadan (kriz öncesi tepe noktadaki en pahalıdan satın alsalar dahi), tüm endekse paralel bir hisse senedi portföyü oluşturanlar bu parayı kazandılar; yani pek fazla terlemeden.

Ben Değil, Ali Koç Söylüyor Kapitalizm Çökebilir 2

Londra Konut Fiyatları

Bu sefer aşağıdaki grafikte Londra konut fiyatları bulunuyor. Kentteki herhangi bir konut sahibi 10 yılda kira gelirleriyle birlikte ortalama %105 sterlin cinsi kazanç sağladı. En doğru lokasyonu bulan, en ucuza kredi çeken ve en uygun zamanda alım yapan kişilerden bahsetmiyorum; ortalama bir ev ile 10 yılda ortalama kazananları söylüyorum.

Ben Değil, Ali Koç Söylüyor Kapitalizm Çökebilir 3

Almanya Tahvil Getirileri

Öncelikle küçük bir hatırlatmada bulunayım: bilinenin aksine ellerinde tahvil bulunduranlar faizler düştüğünde para kazanırlar (Türkiye’de faiz denince akla mevduat geldiği için, tahvil söz konusu olduğunda hata yapılıyor). Son 10 yılda %5’ten %0’a düşen Alman 10 yıllık tahvilleri (hemen aşağıdaki grafik) yatırımcısına bileşik %63 kazandırdı. Düşünsenize doğru zamanlama ve al-sat çabası dahi gerekmeksizin 10 yıl önce satın alıp bekleyenler avro cinsi bu geliri kazandılar. Hem de iflas riski hiç olmayan Alman tahvillerinden.

Ben Değil, Ali Koç Söylüyor Kapitalizm Çökebilir 4

Üstteki servet artıran hikayeler parasal genişleme diye az önce yukarıda belirttiğim politikanın yan etkisi sonucunda oluştu. Özetle ister Amerika, Britanya, Almanya olsun veya ister hisse senedi, emlak, tahvil piyasası olsun; hiçbir şey yapmadan 10 yılda çok büyük paralar kazanıldı. Üstelik büyümenin olmadığı, enflasyonun çok düşük kaldığı bir dönemde; yani para kazanmanın en zor olduğu dönemde. Bunu başarmak için gerekli tek bir şey vardı: servet. Aşağıdaki Forbes en zenginler listesinin ilk 10 sırası bulunuyor. Sektörler, isimler ve milliyetler değişsin değişmesin; ilk 10 sıranın toplam serveti %78 yükselmiş.

Ben Değil, Ali Koç Söylüyor Kapitalizm Çökebilir 5

Parasal genişleme zengini daha zengin ettiyse; diğer iki politika aracı bankaları yüzdürme (bailout) ve kemer sıkma (austerity) bizlere nasıl bir miras bıraktı? Bankaları yüzdürme politikası ilk günlerde finansal sistemin tamamen çökmesini engellese de bankaların zamanla eskisi gibi şımartılması nedeniyle batık kredilerin vergi mükellefinin sırtına yüklenmesine yol açtı. 2001 yılında Türkiye’de 43 milyar doların bankalar yoluyla hortumlanmasının bir benzeri Batı’da yaşandı. Örneğin Alman bankalarının Yunan bankalarından olan alacakları orta ve düşük gelirli Alman vatandaşlarının sırtına yüklendi (onlar şimdilik çok zenginleştiklerini sanıyorlar) ama henüz hala onların bundan haberleri yok (tahsil edemediklerinde farkına varacaklar). Ya kemer sıkma? Bu önlemlerin etkisini hayatımızda her an gözlemliyoruz. Eğitim, sağlık, çocuk bakımı ve sosyal güvenlik gibi alanlarda devlet orta-düşük gelir grubunu giderek yalnız bıraktı. Hem de işsizlik oranlarının zirve yaptığı yani herkesin meteliksiz kaldığı son 10 yılda.

Konumuzun En Başına Geri Dönelim

Uluslararası terör, göçmenler ve Avrupa Birliği karşıtlığı en popüler konular. Çünkü 10 yılda üst sınıf ile orta-düşük gelir grubu arasında oluşan büyük adaletsizliğin göz ardı edilmesi için yapay bir gündeme ihtiyaç var. Şüphesiz bu gündemi propaganda edecek siyasilere de. Aşırı sağ partilere bu aklı veren de bozuk sistemin en çok nemalananları: en yüksek servet grubu. Çünkü kesinlikle konuşulmasını istemedikleri, kendilerince sakıncalı birkaç konu var. Vergi vermeyen zenginler, ülkeleri bombalanan mülteciler ve AB’nin Avrupa’ya barış getirmesi manşetlere layık görülmüyor. Brexit, Trump ya da Macron; hiçbiri sebep değil, yalnızca bu eşitsizliğe karşı verilmiş halkın bilinçsiz tepkileri.

Peki ya aşırı sağın bu atağına Batı solunun hiç mi cevabı yok? Elbette var ve elitlere (The Establishment) rağmen yavaş yavaş sesini duyurabilmekte. Aşağıdaki kitaplar Amazon’daki en çok satanlar listesinden. En nazik olan kitap yalnızca gelir adaletsizliğinden bahsetmiş. Kimisi ise Amerikan rüyasının çoktan bittiği konusunda hem fikir. Neo-liberalizmin çöküşe geçtiği beklentisi çok yaygın. Kimisi ise kapitalizmin dahi tamamen bitme ihtimalinin olduğunu iddia ediyor. Yani artık birileri yazıyor ve başkaları da okuyor.

Ben Değil, Ali Koç Söylüyor Kapitalizm Çökebilir 6

Sürpriz mi dersiniz? Hemen yandaki bağlantıda Türkiye’nin en varlıklı ailesinin varislerinden Ali Koç’un kapitalizm hakkındaki röportajına göz atalım (röportaj). Özetle; dikkatli olmanın vakti çoktan geldi, bu gidişatla aşağı daha fazla damlatmazsak tüm sistem çökecek diyor. Batı’da hem akademik camia hem de iş dünyası bu konuyu çoktan masaya yatırmış durumda.

Peki Türkiye Bu Konuda Nerede?

Maalesef biz her sıkıntıyı basitçe AKP ve Erdoğan ilintili görmekte ısrarcıyız. Erdoğan’ın devrilmesi veya çekilmesiyle çözülemeyecek sistemik sorunlarımız bulunmakta. Düşen reel ücretler, uzayan çalışma saatleri, geciken terfiler, iş güvencesinin zayıflatılması, iş yerinde kötü muamele gibi günlük hayatımızda neredeyse hepimizin canını yakan sıkıntılar yalnızca Erdoğan’ın politikalarının sonucu değil (Beyaz Yaka’nın Derin Uykusu). Lüks konut piyasası, devletin yağmalanması ya da işçilerin asgari ücretle sömürülmesi yoluyla servetine servet katanlar; Türkiye’nin bu süreçte Batı’dan bir farkının olmadığını gösteriyor. Erdoğan’ın koltuğuna bozuk sistemin içerisinden gelen aşırı cilalanmış Abdullah Gül, Ali Babacan veya Numan Kurtulmuş’un oturması bu sorunları çözmeyecek.

Durum ne kadar ciddi? Bugün İtalya’da, İspanya’da ve Yunanistan’da genç işsizlik oranları sırasıyla %34, %39 ve %47. Henüz krize girmemiş 2017 yılı Türkiye’sinde ise %22. Başka bir ifadeyle filmin henüz en başlarındayız. En kötü ne mi olabilir? Sorunun yanıtı: Yunanistan’da bu oranın bir dönem %60 olması. Üstelik feci durumda dediğimiz Yunanistan krize girerken 32 bin dolar kişi başı gelire sahipti, biz ise yalnızca 11 bin dolara (1 Kuruşu Hatırlayan Var mı?).

Öyleyse oturup bir düşünelim. Erdoğan çok güçlü ancak uzun süredir kaybetmek için elinden gelen hatayı yapıyor. Peki ya biz kazanmak için her şeyi yapıyor muyuz? Yasal iznini kullanmak için patronuna dilenmek zorunda kalan, aylarca çalıştığı kamu kurum sınavlarında başkasının torpilinden elenip sabırla yine denemek durumunda olan ve gece yarılarına kadar ücretsiz mesaiye ses edemeyen insanları hisseden bir adayımız var mı?

Tek cümleyle: Neo-liberal düzenin kokuşmuşluğunu bizzat yaşamış, “Halkçı” bir lider ve ekip var mı?

 

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

4 thoughts on “Ben Değil, Ali Koç Söylüyor: Kapitalizm Çökebilir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s