Akşener ve Partisi: Tutar mı? Kurtuluş mu?

Mustafa: Hocam, solu bitirdik şimdi de sağa mı geçtik?

Murat: Toplumumuzun bilgi birikimi yüksek kesimi sol görüşte. 2001’de AKP kurulurken bu kesim olası etkileri uzunca süre göz ardı etmişti. Meral Akşener ve hareketi konusunda benzeri bir hata olmaması için dikkatleri bu konuya çekmek istiyorum. Biz “Adalet Yürüyüşü” ve “tutuklu HDP’lilere” odaklansak da asıl mühim gelişmeler siyasetin sağ yelpazesinde. Yeni kurulacak siyasi parti şüphesiz seni beni temsil etmeyecek; bununla birlikte Türk siyasetine kalıcı etkileri olacak.

Mustafa: Bu partinin sonu Cem Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi (1995) ya da İsmail Cem’in Yeni Türkiye Partisi (2002) gibi olmasın?

Murat: Bu çok yerinde bir şüphe. Medya şişirmesiyle %1’lik şaka gibi sonuçların olabildiğine tanıklık ettik. Yalnız bu hareketin toplumda ciddi bir karşılığı var. Muhtemelen 2001 AKP’si ve 2013 HDP’si gibi maya tutacak. Hikâyenin sonu Erkan Mumcu, Ali Müfit Gürtuna ve Abdullatif Şener gibi olmayacak ya da bu hikâye Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu gibi makam karşılığı transferlerle son bulmayacak.

Mustafa: Bu hareketi güçlü yapan ne?

Murat: Toplumda bir karşılığının bulunması ve bu enerjinin bastırılması. 16 Nisan halk oylamasında Bahçeli gönülsüz bir biçimde HAYIR deseydi ya da en azından tarafsız kalacağını ima etseydi; bu yeni sağ siyasi oluşum tabansız kalabilirdi. Eğer MHP Kurultayı ertelenmeseydi ve hileli bir biçimde dahi yapılsaydı; Akşener bu ölçüde güçlenemezdi. Bu gelişmelerden sonra AKP ve mevcut MHP yönetimi kısa vadede kazançlı çıkmış gibi görünüyorlar. Fakat uzun vadede koltuklarını ciddi tehdit altında bırakmış oldular. Yeni parti, AKP ve HDP’den sonraki Türk siyasetinin 3. yeni akımı olarak yerini alacak.

CHP ve HDP’nin Sınırlarına Sıkışması Sağ Alternatif Arayışına Neden Oluyor

Mustafa: CHP ana muhalefet partisi olarak iktidarın alternatifi değil mi?

Murat: Daha önceki yazımda belirttiğim üzere CHP’nin tavan oyunu aşabilmesi ve etrafındaki diğer siyasi partilerle ortak girişimde bulunabilmesi için çok büyük bir değişim yaşaması şart. Atatürk’ün yalnızca Cumhuriyetçilik ve Laiklik ilkelerinin değil; Halkçılık ve Devrimcilik ilkelerinin de uygulanması mecburiyeti var. Bunu ve HDP için olan benzeri bir ödevi “Corbyn’i Anlamak: Sol Görünümlü Elitlerin İmhası” isimli yazımda detaylandırmıştım.

Mustafa: Adalet Yürüyüşü de sandıkta bir karşılık yaratamaz mı?

Murat: Adalet Yürüyüşü, Enis Berberoğlu ve benzeri mevzulardan öte 16 Nisan’da Atatürk Cumhuriyeti’nin göz göre göre hileyle yıkılma oldu bittisine karşı toplumun şiddetli tepkisiydi. Parti içi siyasetteki karşılığı, Kılıçdaroğlu’nun referandum gecesi “tarihi konuşamamazlığından” ötürü seçmeninden özür dilemesiydi. Bu yürüyüşün partide yeni bir ideolojik tartışmaya yol açması umudumuz ancak böyle bir gelişme bugüne kadar olmadı (Nereye Bakıyor Bu Adamlar?).

Mustafa: Akşener ve hareketine gelmeden 2001 AKP’si ve 2013 HDP’sine kısaca bir dönüş yapabilir miyiz?

Murat: Türkiye’de seçmenlerin kötü gidişata ait geç ama çok güçlü reaksiyonları var. Halk 1991 sonrası siyasi istikrarsızlık ve Özal mirası ekonomik sıkıntılara 2002 yılına kadar tahammül etti. En sonunda 3 Kasım 2002 tarihinde iktidardaki üç ve muhalefetteki iki partinin üzerine bir nevi sifonu çekti. Mevcut parti ve oluşumlardan umudun kesildiğini gören kişilerin başında Erdoğan ve arkadaşları vardı. Yaptıkları atakla bunun ödülünü fazlasıyla aldılar.

Mustafa: HDP?

Murat: HDP düşünülenin aksine AKP’ye değil PKK’ya karşı bir tepki olarak oluştu. Bu parti seçmeninin büyük kısmı Kürt olmasına rağmen; HDP, kendisini PKK’dan ayrıştırabildiği barış sürecinde güçlendi. İkinci olarak CHP’nin yalnızca Kürt değil, genel insan hakları konusundaki duyarsızlığı ve aşırı devletçi hantal görünümü; HDP’nin taban oyunu büyükşehirlerde de yukarı çekebilmesinin önünü açtı. Büyük heyecan yarattılar ve o ruhla kitlelerini neredeyse iki katına çıkarmayı başardılar. Bununla birlikte kendi içlerindeki dönüşümü durdurmaları oy kayıplarının da önünü açmış oldu. Öyle görünüyor ki sıra şimdi Akşener’de.

Muhafazakâr Ancak Erdoğan’dan Nefret Eden Kesim Yeni Partinin Can Suyu

Mustafa: Öyleyse şimdi Akşener’in “Milli Merkez” partisine gelebiliriz.

Murat: Daha önceki “Yeni Türkiye’ye 2 Bilet Lütfen, 1’i Sahte Olsun!” yazımızda MHP’nin 1 Kasım seçimlerindeki %12’lik oyundan %8-10 kadarının referandumda HAYIR oyu kullandığını belirtmiştik. Bu kişilerin Ülkücü ya da Türkçü olmadıklarını 1990’lı yıllarda DYP ve ANAP’a oy kullanan muhafazakâr ama eş zamanlı laik olduklarını eklemiştik. Bahçeli ve partisinin 2002’deki %8,4’lük oy oranından 2007 (%14,3) ve 2015 Haziran seçimlerinde (%16,3) oy sıçraması yapması da bu grubun oyları sayesinde olmuştu. Bu kitlenin Erdoğan’dan hoşnutsuzluğu devam ediyor; ancak Erdoğan’a yaklaşmış bir MHP’nin onları temsil edemediği ortada. Dolayısıyla yeni parti kurulmasıyla beraber bu kesim Akşener’e %10’luk can suyu oyunu garanti ediyor. Meral Akşener’in; İsmail Cem veya Cem Boyner durumuna düşmesini engelliyor.

Mustafa: Öyleyse bu partinin temsil etmeyi amaçladığı kesim Ülkücüler değil.

Murat: Kesinlikle değil. 2001 yılı Erdoğan’ı gibi büyük oynuyorlar. Fazilet Partisi’ndeki Yenilikçi-Gelenekçi yarışını kısa vadede Gelenekçiler kazanmış, nihai sonuç Yenilikçilerin lehine olmuştu. Bugün MHP’de de evetçi-HAYIRcı yarışını mahkeme kararıyla kısa vadede Bahçeli kazanmış gibi gözükse de nihayetinde kaybetmiş olacak.

Mustafa: Hedef kitle?

Murat: İrticacı ve yandaş olup AKP’ye oy veren kişiler; sosyal demokrat, Alevi ve Kürt olup CHP ve HDP’ye oy veren kesim hariç herkes. Bu da partiye ilk analizde yaklaşık %35’lik bir tavan koyuyor.

Mustafa: Bu oranın üstü veya altı mümkün mü?

Murat: Uzun vadede AKP içerisinde çözülme gerçekleşirse üstü tabi ki mümkün. Ancak irticacı ve devlet olanaklarına çöreklenmiş kesimin Erdoğan’ın devrileceğinden emin olacakları ana kadar gemiyi terk etmeleri olası değil. Bu grubun Erdoğan’la gönülden öte çıkar amaçlı kader bağı var. Bununla birlikte 7 Haziran’daki seçimde MHP’ye oy veren seçmenin büyük çoğunluğu bu yeni oluşumu tercih eder. Rakamlara dökersek eğer şu anda yeni partinin sandıktaki karşılığı: %15-25. Zaman içerisinde partinin medya erişimindeki artışa paralel olarak oran daha yukarılara tırmanabilir. Ancak bir noktayı unutmamak gerekiyor; 2002 yılındaki gibi merkez sağ çökmüş değil. Üstelik Erdoğan’ın da yasal ya da yasa dışı yapabileceklerinin artık hiçbir sınırı yok! Dolayısıyla AKP çökmeden %25 oranı kolay kolay aşılamaz ve bu durum yakın gelecekte olası gözükmüyor.

Mustafa: Akşener FETÖ’cü ya da FETÖ destekçisi propagandası etkili olabilir mi?

Murat: Akşener’in böyle bir ilişkisi var mıdır bilemeyiz, bizler istihbaratçı değiliz. Ancak sağ siyasette FETÖ mevzusunda eli temiz kişi kalmış mıdır, maalesef emin değilim. Diğer taraftan Erdoğan’a oy vermeyenler FETÖ’yü bugünlere getirenin Erdoğan’ın kendisi olduğu görüşünde sabitler. Dolayısıyla Akşener adına yapılacak kötü propaganda etkili olmaz.

Mustafa: HDP’lilerin Akşener’e oy vermesi? 1996 yılındaki İçişleri Bakanlığı görevine rağmen mümkün mü?

Murat: Akşener’in 8 ay gibi kısa bir süre İçişleri Bakanı olarak görev yaptığı ve partisinin genel başkanı Tansu Çiller (yıllar sonra kimsenin katılmadığı 15 Temmuz anma (kutlama!) töreninde yüzünü gördüğümüz) ve dönemin başbakanı Erbakan tarafından verilen talimat çerçevesinde Güneydoğu’da sert müdahalede bulunduğu açık. Ama bu olaylardan 20 yıl sonra Erdoğan’ın Güneydoğu’da yaptıkları daha da açık. Dolayısıyla HDP seçmenleri bile cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turunda Akşener’e pasif destekte bulunabilirler.

Akşener Cumhurbaşkanı Adayı Mı?

Mustafa: Akşener Cumhurbaşkanı adayı mı olacak?

Murat: Çok büyük olasılıkla evet. Ya da kendi seçmenlerinin de onaylayacağı bir ismi cumhurbaşkanlığına işaret edip parlamenter sistemi geri getirme ve yeni sistemde hükümete başbakanlık etme vaadinde bulunacak. Bu ikinci alternatif düşük olasılık ama daha etkili olabilir.

Mustafa: Seçim tarihi sonuçta etkili olur mu?

Murat: Bunu şimdiden söylemek zor. Öncelikle kesinlikle erken seçim olacağını belirtmeliyim. Kasım 2018 oldukça olası. AKP ekonomik gidişatın (1 Kuruşu Hatırlayan Var mı?) her geçen gün bozulup üstünü örtmekte zorlandığı şu günlerde yapılan tüm beyanatlara rağmen cumhurbaşkanlığı seçimini 2019’a bırakamaz. Zaten hiçbir siyasi parti önce yerel sonra genel seçim tercihinde bulunmaz. Kısıtlı süre Akşener’in hazırlık sürecini daraltıyor ancak oluşan dinamizmin de diri kalmasını sağlıyor.

Mustafa: Kazanabilir mi?

Murat: Bence “2. tura kalabilir mi?” daha yerinde bir soru olur. Çünkü CHP adayını geçebilirse 2. turda cumhurbaşkanı olması çok olası. Bu nedenle önemli olan ilk tur. Ya da başka bir ifadeyle CHP adayı mı, yoksa Akşener mi 2. tura kalır sorusu kilit. Bunu da CHP adayını görmeden söylemek güç. HDP’nin CHP adayına desteğinin olup olmayacağını öngörmek daha da güç.

Mustafa: 2. turda kazanacağından emin misiniz?

Murat: Hileye rağmen çok büyük bir olasılıkla. Oylama ve sayımda aleni tahrif halinde Erdoğan’ın kendi güdümündeki polis gücü ve şu anda kimden taraf olduğunu çözemediğimiz TSK komuta kademesi etkili olur. Tıpkı Mısır’da Hüsnü Mübarek döneminin sonu gibi. Atatürk Türkiye’sinin geleceği emniyet ve silahlı kuvvetlerin kararına bağlı kalabilir. Ne acı değil mi?

Mustafa: 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu %40 bile alamamıştı?

Murat: 2014 yılından çok daha farklı koşullarda yaşıyoruz. Güneydoğu’da AKP-PKK ateşkesi sona erdi. 1 yılı aşkın süredir OHAL kapsamında suçlu suçsuz binlerce kişi haklarından mahrum edildi. Ekonomi güç bela ayakta tutulabiliyor. Bu da şu demek. 2. tura kalırsa CHP seçmeni ve hatta HDP seçmeninin bir kısmı Akşener’i destekleyebilir. Önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde bugünler öngörülebilseydi; CHP ve MHP seçmeni sandığa gider, Demirtaş ise adaylıktan gönüllü çekilip İhsanoğlu’na pasif destekte bulunabilirdi.

Mustafa: Öyleyse işin kilidi ilk tur?

Murat: Kesinlikle. Bunu da CHP’nin adayı ve HDP’nin tutumu belirleyecek. Unutmamak gerekiyor ki referandum öncesi ve sonrası süreçte CHP seçmeninde motivasyon çok yükseldi. Adalet Yürüyüşü de bunun uzantısı bir biçimde rekor sayıda kalabalıkla taçlandırıldı. Bu nedenle CHP’de kırılma yaşanmadıkça Akşener’in 2. tura kalması zor.

Mustafa: CHP’nin ulusalcı seçmeni?

Murat: CHP, HDP’nin de onaylayacağı bir adayı seçerse Ulusalcı görüşteki seçmen en azından taktiksel olarak Akşener’e kayabilir. Bu da sonucu etkileyebilir. Diğer taraftan Ulusalcı kesimin CHP seçmeni içindeki payı düşünüldüğü kadar büyük değil, özgül ağırlıkları ise epey yüksek.

Mustafa: MHP bundan sonra ne yapar?

Murat: Bir kez sizden büyük birilerinin (AKP ve Erdoğan) güdümüne girmişseniz oradan sağ çıkamazsınız. Türkeş’in siyasi mirası ve Ülkü Ocakları’nın yıllara dayanan kurumsallığına rağmen MHP varlık nedenini büyük ölçüde kaybetmiştir. AKP ve CHP dahi fazlasıyla Türk milliyetçisidir, HDP de fazlasıyla Kürt milliyetçisi. Bu nedenle MHP’nin eksikliği hissedilmeyecektir. Önümüzdeki süreçte SP ve BBP gibi siyasetin en sağ tarafında, seçim barajı indirilmedikçe ya da dar bölge sistemine geçilmedikçe mecliste temsili mümkün olmayacak bir parti olarak tarihteki yer alacaktır.

Tek Çözüm Erdoğan Yerine Başka Bir Sağcı mı?

Mustafa: Seçmenin %65-70’i sağcı iken çözümü sağ siyasette aramak daha isabetli olmaz mı?

Murat: Bu önerme toplumun kabaca üçte biri solcudur aşırı genellemesinden oluşan bir hata. Halbuki işin doğrusu seçmenin yalnızca üçte birinin sol partiye oy verdiği. Ampirik olarak uzun süre bu sonucun çıkması merkez seçmenin sağcı olduğu anlamına gelmez; bu seçmeni sol partilerin ısrarla ıskaladığı anlamına gelir. Bunun da temel nedenleri toplumun muhafazakarlığa meyilli olması ve sağ partilerin popülizmde daha başarılı olması (övünülecek bir şey değil). Bir kerelik popülizm yerine ısrarla sosyal adalet savunucusu olursanız sonunda Ecevit CHP’sinin görece başardığı gibi (%40 üstü oy oranı) seçmen sizi görecektir.

Mustafa: Hocam siz oy verir misiniz?

Murat: Akşener ve arkadaşlarının benim inandığım siyasi değerlerle olan ortak yanları yalnızca kısmi laiklik ve demokrasi. Sosyal adalet, insan hakları ve toplumsal barış bu ekibin yol haritasında yok! Önceki yazılarda belirttiğim üzere Türkiye’nin tek sorunu Erdoğan değil. Ancak öncelikli sorun Erdoğan! Buradan çıkan ortak payda: Akşener’in partisine genel seçimlerde asla oy vermemek ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 2. tura kalması halinde gönülsüz destekte bulunmak.

Mustafa: Akşener’in olası cumhurbaşkanlığı ülkenin sorunlarını çözebilir mi?

Murat: Çözemez! Yalnızca sorunları gerçekten çözebilecek, insan hakları ve sosyal adaleti eş zamanlı savunacak, sol ve Atatürkçü bir akımın kendisini ortaya koyabilmesi için uygun imkânı sağlar.

Mustafa: Hocam, son soru? Sol ve Atatürkçü değerleri gerçekten benimsemiş bir kişinin cumhurbaşkanı olması mümkün mü?

Murat: Bu soruya cevap olarak “Ben Değil, Ali Koç Söylüyor: Kapitalizm Çökebilir” isimli yazımın son sözlerini seslendirmek istiyorum.

“Erdoğan çok güçlü ancak uzun süredir kaybetmek için elinden gelen hatayı yapıyor. Peki ya biz kazanmak için her şeyi yapıyor muyuz? Yasal iznini kullanmak için patronuna dilenmek zorunda kalan, aylarca çalıştığı kamu kurum sınavlarında başkasının torpilinden elenip sabırla yine denemek durumunda olan ve gece yarılarına kadar ücretsiz mesaiye ses edemeyen insanları hisseden bir adayımız var mı?

Tek cümleyle: Neo-liberal düzenin kokuşmuşluğunu bizzat yaşamış, “Halkçı” bir lider ve ekip var mı?”

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s