CHP Seçim Kaybetme Kılavuzu

Şüpheli referandum sonuçlarıyla tüm yetki tek adama bırakılınca; cumhurbaşkanlığı seçimi şimdiden ana gündem maddemiz oldu. Erdoğan’ın kader seçimini yerel seçimlerin önüne 2018’e çekmesi ve ekonomideki sallantının krize dönüşmeden iktidarını 5 yıl daha garantiye almak istemesi çok olası. Erdoğan’ın karşısına Akşener’in de adaylığının netleşmesiyle birlikte gözümüzü CHP adayına çevirdik. Kılıçdaroğlu aday ismi vermekten kaçınsa da geçmiş deneyimler CHP’nin aday belirleme kriterlerini ve muhtemel adayları büyük ölçüde ortaya koyuyor.

Bugünün CHP’sinin aday seçme sisteminin şifresi; 1994 ve 1999 yılları İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinde saklı. Aşağıdaki tablolarda bu seçimlerde konumuzla ilgili olan parti ve adayların oy oranları bulunuyor. Yazının bu tablolardan sonraki kısmını bireysel görüşlerimden bağımsız, olayları yaşandığı gibi anlatmaya özen gösterdim.

CHP Seçim Kaybetme Kılavuzu 3

 

1994 İBB Seçimleri

Analize Erdoğan’ın parladığı 1994 yılı İstanbul seçimleri ile başlayalım. Seçimin iddialı adaylarından biri DPT eski Müsteşarı İlhan Kesici’ydi.  Demirel’in damadı olmasına rağmen ANAP’tan aday oldu, fakat medya desteğine rağmen seçimi kaybetti. 1995 yılında ANAP’tan milletvekili seçildi. Peki ya Kesici’nin CHP ile alakası ne? 2007 yılında Baykal’ın merkez sağı kucaklama çabası kapsamında CHP’ye davet edildi ve milletvekili seçildi. 2010 yılında Kılıçdaroğlu genel başkan seçilince küserek partiden nezaketle ayrıldı. 2015 yılında bu sefer Kılıçdaroğlu’nun merkez sağı kucaklama çabası kapsamında tekrar CHP milletvekili oldu.

Seçimde SHP’nin adayı mevcut belediye başkanı Nurettin Sözen olamadı. İstanbul’un çöp ve su sorunu ön plandayken bir de İSKİ skandalı patlak verince; Nurettin Sözen gözden düştü ve arkasında kötü bir miras bıraktı. Buna rağmen 2002 yılında CHP’den milletvekili seçildi. Sözen yerine SHP’nin adayı Zülfü Livaneli oldu; fakat seçimde yalnızca 3. olabildi. Başarı gösteremeyen Livaneli, 2002 seçimlerinde CHP listesinden milletvekili seçildi. Bu dönemde “en yakın siyasi dostu” bir diğer CHP Milletvekili Kemal Derviş olan Livaneli; Baykal yönetimini “yeterince solcu olmamakla” eleştirip, 2005 yılında partiden istifa etti.

Aynı seçimde DSP adayının belirlenmesinde partinin yükselen yıldızı Hüsamettin Özkan etkiliydi. Ağabeyi Necdet Özkan, DSP İBB adayı olarak belirlendi ve oyların bölünüp Erdoğan’ın kazanmasını sağladı. Ağabey Necdet Özkan kısa süre sonra siyasetteki etkisini kaybetti. Kardeşi Hüsamettin Özkan ise politik kariyerinde yükselişe devam ederek 1999 yılında Ecevit kabinesinde başbakan yardımcısı oldu. Ecevit’in rahatsızlanıp hastanede kaldığı dönemde “Başbakandan sorumlu Başbakan Yardımcısı” olarak anılan Özkan; İsmail Cem ile birlikte kurdukları Yeni Türkiye Partisi’nin medya desteğine rağmen 2002 yılı seçimlerinde %1,2 oy alınca, siyaseti bıraktı.

1992’de yeniden kurulmuş olan CHP’nin adayı, parti genel sekreteri Ertuğrul Günay’dı. CHP’nin yurt genelindeki düşük oy oranına paralel biçimde yalnızca %1,4 oy alan Günay; 1999 yılında CHP Genel Başkanlığı’na aday oldu ve kurultayda kaybetti. CHP’den istifa eden Günay, Fazilet Partisi eski Milletvekili Mehmet Bekaroğlu ile birlikte “Müslüman Sol” hareket kurmak için girişimlerde bulundu. Arzuladığı ittifakı başaramayan Günay, 2007 yılında AKP’ye geçerek milletvekili oldu. Seçim sonrası Kültür ve Turizm Bakanlığı’na atanan Günay, 2013 yılına kadar aralıksız görevde kaldı. Kısa süreli yol arkadaşı Mehmet Bekaroğlu ise 2009 yılında Saadet Partisi’nden İBB başkan adayı oldu, fakat kaybetti. Bekaroğlu, 2010 yılında Numan Kurtulmuş ile birlikte HAS Parti’yi kurdu. Kurtulmuş’un 2012’de AKP’ye geçmesi sonucu HAS Parti zayıflayınca; Bekaroğlu da CHP’ye katıldı. 2015 yılından CHP milletvekili olan Bekaroğlu, 2014 yılından beri de CHP Genel Başkan Yardımcısı’dır.

1994 ABB Seçimleri

1994 yılı İstanbul seçimleri kadar Ankara seçimleri de CHP’nin gelecekteki aday tercihlerinde oldukça etkili. 1989 yılında SHP’den ABB Başkanı seçilen Murat Karayalçın; Baykal’ın önünü kesmek için SHP lideri Erdal İnönü’nün parti genel başkanlığına işaret ettiği isim oldu ve 1993 yılında SHP Genel Başkanlığı’na seçildi. Karayalçın DYP’yle olan koalisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı ve dışişleri bakanlığı görevlerinde bulundu. Başbakan Tansu Çiller’in hazırladığı 5 Nisan kararlarına “Sosyal Demokrat Halkçı Parti” lideri olarak imza attı. 1993’te belediye başkanlığı koltuğunu devrettiği Korel Göymen; seçimlerde SHP adayı oldu ancak Gökçek’in seçim hileleri neticesinde kazanamadı. Hileyle seçimi kaybetmiş Göymen siyasetten çekildi. 1995 yılında SHP-CHP birleşmesi gerçekleşince Karayalçın genel başkanlık görevini Hikmet Çetin’e devretti. 6 ay sonra birleşmiş partinin genel başkanı Erdal İnönü’nün engellemelerine rağmen Baykal oldu. Sırayla ABB Başkanlığı ve SHP liderliğini kaybetmiş olan Karayalçın, bir süre politikanın dışında kaldı.

1994 Ankara seçiminde sol oyları bölen bir diğer isim DSP’li Faruk Sarıkaya idi. Sarıkaya, DSP’nin adayı Selahattin Öcal’ın son gün adaylıktan çekilmesi sonucu zorunlu bir şekilde aday olmuştu. İlk listede belirlenen aday Öcal, 2002 sonrası CHP’ye geçti ve 2004 yılında partinin en yüksek denetim organı Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğine seçildi.

1994 Ankara seçiminde sol oyları bölen bir diğer isimse CHP adayı Ali Dinçer’di. 1977-1980 yılları arasında ABB Başkanlığı yapmış olan Dinçer, yalnızca %2,1 oy aldı ve seçimi %0,4 oy farkıyla Gökçek’in kazanmasında etkili oldu. 2002 yılında CHP’den milletvekili seçilen Dinçer, 2005 yılında da TBMM Başkanvekilliği görevini üstlendi.

1999 İBB Seçimleri

1994 yılında İBB Başkanlığı koltuğuna oturan Erdoğan, kendisine açılan davada mahkûm edilip siyasi yasaklı durumuna düşünce, Fazilet Partisi Ali Müfit Gürtuna’yı aday olarak gösterdi. Erdoğan’a kıyasla düşük profil olarak değerlendirilen Gürtuna, sol partilerin belediyeyi tekrar kazanabilmesi için önemli bir fırsattı. Öcalan’ın yakalanması sonrası yükselişe geçen DSP’nin adayı Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel oldu. Seçim sonucunda elindeki fırsatı kullanamayan Temizel; kısa süre sonra BDDK Başkanlığı’na atandı. Bir süre siyasetten uzak kalan Temizel, 2015 yılında CHP milletvekili oldu.

1999 İstanbul seçimlerinde CHP’nin adayı ise Adnan Polat’tı. Solcu olmadığını açıkça vurgulayarak aday olan Polat, seçimlerde başarılı olamadı. 2008 yılında Galatasaray Spor Kulübü Başkanı oldu. Polat Holding YK Başkanı olarak iş hayatına devam eden Polat; İstanbul Piyalepaşa Bulvarı üzerinde AKP’li belediye başkanı tarafından yüksek kat izni verilmiş dev inşaatların sahibidir.

1999 ABB Seçimleri

1999 yılı ABB Başkanlığı seçimi yine çok çekişmeliydi. Bir önceki seçimi hileyle kazanan Gökçek, bu seçimde de aday oldu. Belediye başkanlığı görevini bırakıp SHP lideri ve başbakan yardımcısı olan Karayalçın ise CHP adayı olarak belirlendi. Karayalçın az farkla seçimi kaybetti. Başarısız sonuç alan Karayalçın, 2002 yılında SHP’yi yeniden kurdu ve bu partiden 2004’te bir kez daha ABB Başkanlığı’na aday oldu. Bu seçimi de kaybeden Karayalçın 2009 yılında genel başkanı olduğu SHP’den ayrıldı. Aynı yıl CHP’ye katılıp bir kez daha ABB Başkanlığı adayı olsa da yine kaybetti. 3 kez üst üste ABB seçimini kaybeden Karayalçın, 2014 yılında Kılıçdaroğlu tarafından İstanbul İl Başkanlığı’na atandı.

1999 seçimlerinde DSP adayı Doğan Taşdelen’di. Daha önce 2 dönem Çankaya Belediye Başkanlığı yapmış olan Taşdelen; Öcalan’ın yakalanması sonrası ivme yakalayan DSP’ye beklediği oy oranını getiremedi. Seçimi Gökçek’in kazanmasında büyük rol oynayan ve “Ankara’da nefret edilen kişi” haline gelen Taşdelen, uzun süre gözlerden uzakta kaldı. Seçim sonrasında henüz 25 yaşındaki oğlu Alper Taşdelen’in, Başbakan Ecevit tarafından Başbakan Müşaviri olarak atanmasını sağladı. Alper Taşdelen bu görevinden sonra Türkiye’nin o dönemdeki en büyük akaryakıt şirketi Petrol Ofisi’nde genel müdür yardımcılığı pozisyonuna kısa sürede yükseldi. 2011 yılı genel seçimlerinde CHP listesinden Ankara milletvekili adayı oldu; ancak seçilemedi. Önceki 5 seçimde açık farkla SHP-CHP geleneğinin kazandığı ve kazanılması yine kesin olan Çankaya Belediye Başkanlığı’na 2014 yılında CHP tarafından aday gösterildi ve başkan oldu.

CHP Aday Belirleme Kriterleri?

Bu aday tercihlerine şaşırdık mı? 2002-2010 arasında CHP lideri olarak 2 genel seçim, 2 yerel seçim ve 1 referandum kaybeden Baykal ile 2010-2017 arasında 3 genel seçim, 1 yerel seçim, 1 cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2 referandum kaybeden Kılıçdaroğlu’nun aday tercihlerinde başarılı olmalarını beklemek fazla iyi niyetlilik olurdu. Peki bu tercihler sonucunda CHP’nin aday belirleme kriterleri neler? Şu satırlara kadar yorumsuz ve tarafsız anlatmaya çalıştığım kısımdan benim çıkardığım aday belirleme kriterleri: liyakatsizlik, akraba kayırmacılığı ve sağ sevicilik.

Çatı Aday?

2007 sonrası dönemde; sağ seçmen büyük ölçüde AKP’de toplanınca, sol partilerin sağcı aday tercih etmeleri şaşırtıcı olmadı. Bununla birlikte teoride mantıklı olan bu yöntemin başarıya ulaşması için bazı önkoşullar bulunuyor. Türkiye’nin en tanınmış kişisi Erdoğan’ın karşısına hiç tanınmamış İhsanoğlu’nu çıkarıp heyecansız seçmeni sandığa beklemek; “tanınmışlık” koşulunun yerine getirilmediğini gösteriyor. İkinci olarak çatı aday seçmeninin birbirine nefretle bakmaması şart. HAYIR bloğu Erdoğan’dan haz etmemekte birlikte; Kürt sorunu, muhafazakarlık ve ülkenin bütünlüğü konularında ortak bir paydaya sahip olmaktan epey uzak; hatta birbirlerini “terörist, faşist ve kifayetsiz” şeklinde isimlendirmekteler. Son olarak tüm kesimleri kapsayacak mucizevi bir çatı aday var olmalı. Eğer böyle bir kişi var olsaydı, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını beklemez biz vatandaş olarak kendisini çoktan fark edip adayımız yapardık.

Ne Yapmalı?

Memleketin gidişatı her geçen gün artarak kötüleşse de aceleci ve mucizevi yöntemlerin bir sonuca varmadığı ortada. 1997’de Fazilet Partisi’nden Yenilikçiler grubu olarak ayrılan Erdoğan ve arkadaşlarının; 1. parti olması 2002’yi, büyük ittifak haline dönüşmeleri 2007 seçimini (%46,6) bulmuştu. 1965 yılında Ortanın Solu’nu Altı Ok’a iliştiren CHP’nin; seçimlerde 1. parti olması 1973’ü, en yüksek oy oranına kavuşması 1975’i (senato seçimleri %43,4) bulmuştu (Corbyn’i Anlamak: Sol Görünümlü Elitlerin İmhası). Kısacası sorunların acil olması; çözümü hızlandırmıyor.

HAYIR bloğu Erdoğan’ın gaddarlığı ortak paydasında buluşsa da bloğun çatlakları hala büyük. Otoriter ve dini yönetim baskısının artması ve kötüleşen ekonomik görünüm (1 Kuruşu Hatırlayan Var mı?); “laiklik-demokrasi” ve “sosyal adaleti” (Ben Değil, Ali Koç Söylüyor: Kapitalizm Çökebilir) bloğun çatlaklarını kapatmakta en uygun araçlar haline getiriyor. Son olarak bu değerleri özümsemiş bir lider ve ekibe ihtiyacımız var. Öyleyse soruyorum:

Neo-liberal Dünya’nın ve Erdoğan’ın Türkiye’sinin kokuşmuşluğunu bizzat yaşamış; “Çağdaş” ve “Halkçı” bir lider var mı?

 

Yazımızı beğendiyseniz sosyal medya aracılığıyla çevrenizle paylaşıp, gönüllü olarak emek veren bizlere destek olabilirsiniz. Ayrıca tüm gönderilerimizi sitemize doğrudan ya da Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olarak takip edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s