Ben Değil, Ali Koç Söylüyor: Kapitalizm Çökebilir

Son yıllarda Batı dünyasındaki manşetlerde sürekli şu üç konu var: uluslararası terörizm, göçmenler ve Avrupa karşıtlığı. Halbuki bunların hiçbiri yeni değil. Şu anda başımızın belası olan İŞİD yerine 10 yıl önce El-Kaide vardı. Bugün mesele edilen Meksikalı, Türk, Kuzey Afrikalı ve Hindistanlı göçmenler zaten yıllardan beri şimdi yaşadıkları ülkelerdeydiler. Avrupa Birliği karşıtlığı her zaman güçlüydü; … Okumaya devam et Ben Değil, Ali Koç Söylüyor: Kapitalizm Çökebilir

Fethin (ve Gezi’nin) Yıldönümünde Neo-İstanbul: Gerçekten Sizin Şehriniz mi?

Hayır, bu sefer size İstanbul’daki mega projelerden, trafikten, astronomik ev fiyatlarından bahsetmeyeceğim. Bunları söylemek zekanıza hareket olur, zaten farkındasınız, görüyorsunuz, yaşıyorsunuz.  Bu yazıda, İstanbul -kalan her şeyini kaybederek- safi ticari bir ürün halini alırken, ondan ne kadar koptuğumuzu, İstanbul’u ne kadar tanıyamadığımızı, insani olmaktan ne kadar uzaklaştığını anlatmaya çalışacağım. Okumadıysınız, önce bu yazıda beyaz yakanın … Okumaya devam et Fethin (ve Gezi’nin) Yıldönümünde Neo-İstanbul: Gerçekten Sizin Şehriniz mi?

Bir Gün Herkes Asgari Ücretli Olacak

Başlığa ilk cümleden açıklık getirelim. Konumuz işveren sömürüsü nedeniyle asgari ücretin dahi altında çalıştırılan binlerce kişinin mağduriyetini dile getirmek değil. Bu yazıda vurgulanmak istenen yüksek öğrenime sahip vasıflı işgücünün kazancının her geçen gün asgari ücret düzeyine indirgenmesi. Asgari ücret ne demek? Adı üzerinde işverenin çalışanına teklif edebileceği en düşük ücret. Bir meslek ya da vasıf … Okumaya devam et Bir Gün Herkes Asgari Ücretli Olacak

Bürokrasi (2): Kalkınmanın Anahtarı

Önceki yazımızda bürokrasinin tanımı, kötü örnekleri ve pek de farkında olmadığımız faydalarından bahsettik. İlk bölüme buradan erişebilirsiniz. Şimdi, neden kötü algıladığımızı tartışalım. Bürokrasinin Kötüye kullanımı Türkiye’de ve gelişmekte olan ülkelerde, bürokrasinin kötüye kullanımı ciddi bir problem. İlk olarak, kişiler, devletin verdiği yetkiyi kötüye kullanabilirler, işi hızlandırmak için rüşvet talep edebilirler. Bunu engellemenin kesin bir yolu … Okumaya devam et Bürokrasi (2): Kalkınmanın Anahtarı

Bürokrasi (1): Doğru İşi Yanlış Yapmak

“Yaşar Yaşamaz 12 yaşında bir Anadolu çocuğudur. İlkokula gitmek ister, fakat nüfus kâğıdı yoktur. Nüfus müdürlüğüne gittiğinde, kayıtlara göre Çanakkale Savaşı’nda şehit düşmüştür. Nüfus kağıdını alamaz, okula gidemez Yaşar. Fakat, 20 yaşına bastığı an inzibatlar alır onu askere götürür, çünkü askeriye kayıtlarında yaşamaktadır. Askerliğini yapar, fakat bu sefer de tezkeresini alamaz, çünkü nüfus kâğıdı yoktur. … Okumaya devam et Bürokrasi (1): Doğru İşi Yanlış Yapmak

Propaganda Dili (3): Kaçınılmaz Sonuç ve Panzehir

Bir önceki yazıda propaganda dilinde sıklıkla kullanılan dokuz silahtan bahsettik. Bütün bunların eninde sonunda ulaşacağı nihai nokta, kutupsal düşünme. Karşı tarafın şeytan, bu tarafın ise melek olduğu basitlikle bir kutupsal düşünce. Kutupsal düşünce, yukarıda verilen yöntemlerin temelde ulaşmak istediği yer. Çünkü propaganda benimsetmek amacıyla yapılır. İnsanların su içmesi için propagandaya ihtiyaç duymazsınız. Propagandaya, ancak insanların … Okumaya devam et Propaganda Dili (3): Kaçınılmaz Sonuç ve Panzehir

Propaganda Dili (2): Propagandacıların 9 Silahı

Propaganda dili yazı dizimizin birinci bölümünde propagandanın ne olduğundan, akıldışılığından, buna rağmen düşünce biçimimizi bir yöntem olarak ele geçirdiğinden bahsettik. Yazının ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz. Bu yazıda ise bu dilin öne çıkan temel karakteristiklerini tartışacağız. Korkutma Korkunun kullanımı, sıklıkla gördüğümüz bir durum. Bunu en çok yapanlardan biri ABD yeni başkanı Trump. Slogan: “Göçmenler işlerinizi elinizden … Okumaya devam et Propaganda Dili (2): Propagandacıların 9 Silahı

Cübbeli Ahmet, Fahri Doktora ve Mekteb-i Mülkiye

Kimi usta yazar; kitaplarında veya tiyatro oyunlarında son sahneyi yoruma açık bırakıp okuyucunun kendi düşüncelerini ve hayal güçlerini kullanmalarını istermiş. Öyle ki Anton Çehov “Yazarın görevi olayları çözmek değil, olayları hakikatle ifade etmektir.” demiş. Örneğin Samuel Beckett başyapıtı Godot’u Beklerken’in sonunu ortada bırakıvermiş ve üstüne ciltlerce felsefe kitabı yazılmış. Usta bir yazar olmasam da birbirinden … Okumaya devam et Cübbeli Ahmet, Fahri Doktora ve Mekteb-i Mülkiye

Propaganda Dili (1): Akıldışının Normalliği

“Eğer bekar bir insan tespit edilirse önce kolluk kuvvetleri tarafından yakalanıyor ve bir otele getiriliyor. Bu otelde insanların 45 gün süre içinde romantik bir eş bulması bekleniyor. Eğer bulamazlarsa, daha önceden belirledikleri bir hayvana dönüştürülüyorlar. Her akşam otelde, katılımın zorunlu olduğu bazı gösteriler var. İlkinde, bekar insanlar, bekar hayatlarının ne kadar kötü olduğuna dair konuşturuluyor. … Okumaya devam et Propaganda Dili (1): Akıldışının Normalliği

Kritik Dönemeç

Her ülkenin kaderini belirleyen önemli olayları kritik dönemeç olarak adlandırabiliriz. Google arama motoruna kritik dönemeç yazdığınız zaman birçok ülke için yapılan anlaşmalar, toplantılar kritik dönemeç başlığı adı altında karşınıza çıkacaktır. Türkiye için de kritik dönemeçler mesela 1946 yılında çok partili sisteme geçiş ile oldu. Tek partili sistemle var olan Türkiye'nin kurulu düzeni çok partili sisteme geçince … Okumaya devam et Kritik Dönemeç